ALBERTA in English translation

albert after this

Examples of using Alberta in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Alberta bak. Mike.
Look at Albert. Mike.
Daha sonra Alberta Üniversitesine döndü ve 1984te psikoloji alanında lisans derecesi aldı.
He then returned to the University of Alberta and received a B.A. in psychology in 1984.
Alberta Halanın şekerlerini çalanın sen olduğunu babana söylemeliyim galiba.
I have a mind to tell your father you stole Aunt AIberta's sweets.
Alberta Üniversitesi.
University of Alberta.
Sanırım bu… Bu gerçekten Alberta yardım edecek.
I think Albert's-- this is really gonna help Albert out.
Hayır, bu yanılmıyorsam Prens Alberta aitti.
No, that, I believe, belonged to Prince Albert.
Kulak asmıyorsun ama, sanırım Alberta senden söz edebilirim.
Now you're not listening, I suppose I could tell you about Albert.
Kanı süzüldükten sonra çocuğun şapkasını istediğimi söyledim Alberta.
I told Albert I want the kid's hat after they bleed him out.
Calgary, Albertada doğan Quaife, Alberta Üniversitesinde eğitim gördü.
Born in Vegreville, Alberta, he attended the University of Alberta.
İşleri yürütmek için Alberta Greeni getiriyorlar.
They're bringing in Alberta Green to run things.
Bu isimi koymak istediğimi Alberta söyledim.
That's what I told Albert I want to call her.
Kani süzüldükten sonra çocugun sapkasini istedigimi söyledim Alberta.
I told Albert I want the kid's hat after they bleed him out.
Bow Nehri( İngilizce: Bow River), Kanadanın Alberta eyaletinde bulunan bir nehirdir.
The Bow River is a river in the Canadian province of Alberta.
Ona kızmıyorum. Catherinee de kızmıyorum, Alberta da.
I don't blame her or Albert. I don't blame him.
Bu çalışma 2005 yılında Alberta Bienalinde sergilendi.
This work was displayed in 2005 at the Alberta Biennial.
Jimnastikçi, kadınlar lakros oyuncusu, Alberta Üniversitesine sporcu bursu ile gitti.
Gymnastics, women's lacrosse, went to University of Alberta on a sports scholarship.
Albertada yaşadığını ve adının da Alberta olduğunu söyleyeceğim.
I will say she lives in Alberta and her name is Alberta,
De Dünya şampiyonluklarını koruyan ikili Calgary, Alberta, Kanadada düzenlenen 1988 Kış Olimpiyatlarında geçirdikleri kötü bir kazaya rağmen altın madalyayı aldı.
They successfully defended their World title in 1987 and then won gold at the 1988 Winter Olympics in Calgary, Alberta, Canada, despite a nasty accident.
Shawn Funk tarafından 21 Mart 2011de Kuzey Alberta Kanadada Fort McMurray yakınlarındaki Suncor Millenium Madenini kazarken bulundu.
It was found by Shawn Funk, when he was digging at the Suncor Millenium Mine near Fort McMurray in northern Alberta, Canada, on March 21, 2011.
O dönemde Alberta, Güney Floridanın bugün olduğu kadar sıcaktı
At that time, Alberta was as warm as south Florida is today,
Results: 179, Time: 0.031

Top dictionary queries

Turkish - English