ALBERT in Turkish translation

['ælbət]

Examples of using Albert in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
My dearest Albert, I hope you're still enjoying the teapot.
Sevgili Albertim umarım hâlâ çaydanlığın keyfini çıkarıyorsundur.
I'm working with Albert every day, exploring the most fascinating topics in physics.
Her gün Albertle çalışıyorum. Fizikteki en büyüleyici konuları keşfediyoruz.
But Albert and I are writing an important paper.
Ama Albertle önemli bir makale yazıyoruz.
Yes, but Albert and I are finishing an important paper.
Evet ama Albertle önemli bir makaleyi bitiriyoruz.
Yes, I miss my Albert every morning. 50 years are married rather creates a band.
Evet, Albertimi her sabah özlüyorum 50 yıldır evliyiz.
You met Albert.
Albertle tanıştınız demek.
Yes, I miss seeing my Albert each morning.
Evet, Albertimi her sabah özlüyorum.
Yes, I miss seeing my Albert each morning.
Her sabah Albertimi görmeyi özlüyorum. Evet.
Something was in the air, just like the day they met Albert.
Albertle karşılaşmadan önceki gibi havada bir beklenti vardı.
Albert, for example, is sort of a missionary. I like that.
Bundan hoşlandım. -Albert mesela, bir tür misyonerdir.
When they would met Albert. There was an air of expectancy, like the day of their outing.
Albertle karşılaşmadan önceki gibi havada bir beklenti vardı.
Good. Albert, Yeah. got a minute?
Güzel. -Albert, vaktin var mı? Evet?
Got a minute? Yeah. Albert, Good.
Güzel. -Albert, vaktin var mı? Evet.
But Albert and I wrote an important article.
Ama Albertle önemli bir makale yazıyoruz.
Yes, but, Albert and I are finishing.
Evet ama Albertle önemli bir makaleyi bitiriyoruz.
My mom met Albert through me.
Annem Albertle benim aracılığımla tanıştılar.
Leave my little Albert alone.
Albertimi rahat bırak.
It's nothing to do with albert.
Bunun Albertle bir alâkası yok.
I told you Albert and me are having some trouble.
Söyledim ya, Albertle başımız belada.
But she… she refused to meet Albert.
Ama o… Albertle buluşmayı reddetti.
Results: 5448, Time: 0.0343

Top dictionary queries

English - Turkish