ANSON in English translation

Examples of using Anson in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ortalarında Tim Anson ve Alfred Mirsky denatürasyonun tersinir olduğunu öne sürdüler;
In the mid-1920s, Tim Anson and Alfred Mirsky proposed that denaturation was a reversible process,
Anson, şu anda odaklanmanın zor olduğunun farkındayım. Lakin bize yardım etmezsen karını öldüren adam,
Anson, look, I know it's hard to focus right now, but the man who killed your wife,
Alaya bağlı saldırı timinde görevli Çavuş George Anson Blane Ekim 10-11, 1952 gecesi hayatını riske
By order of the secretary of defense and the Department of the Army… to George Anson Blane, a sergeant in the 347 th Regimental Combat Team.
Ansonla posta kutusu beyzbolu oynuyorduk.
Me and Anson were playing mailbox baseball.
Hele arkadaşın Ansona rastlayanlardan hiç söz etmeyelim.
Not to mention anyone who ran into your friend Anson.
Ansondan nefret ediyorsun.
You hate Anson.
Bize Ansona güvenebileceğinden katbekat daha fazla güvenebilirsin.
You can trust us a hell of a lot more than you can trust Anson.
Kimseye özellikle de Ansona sezdirmeden paranın izini sürecek sinsi birisi lazımdı.
I needed someone sneaky enough to track the money without anyone knowing, especially Anson.
Ansona yardım etmenin sonuçları.
The consequences of helping Anson.
Aslında Doktor Ansonla birlikte çalışması için ben çağırdım.
Actually, I had her come in to work with Dr. Anson.
Madem Ansondan kodu aldık,
If Anson gave us the access codes,
Gördüğün gibi Ansona ihtiyacımız yok.
See, we don't need Anson.
Ansondan nefret ediyorsun. Dinle beni!
You hate Anson. Just listen to me!
Kimseye özellikle de Ansona sezdirmeden paranın izini sürecek sinsi birisi lazımdı.
Without anyone knowing, especially Anson. I needed someone sneaky enough to track the money.
Ansona birkaç haftada bir seyahat için evrak ve para gönderiyorum.
With travel documents and cash every couple of weeks. I have been supplying Anson.
Ya da Fiyi ziyarete gideceğini öğrenmiştir ve Ansona dair yeni haberleri vardır.
Or she knows you're about to visit Fi and she's got news about Anson.
Ansondan iz var mı?
Any sign of Anson?
Ansona dair bir şey mi?
Find something on Anson?
Ansondan haberim olacağına ihtimal vermiyordun.
You didn't think I knew about Anson.
Mike ile Sam, Ansona iyice yaklaşmış durumdalar.
Mike and Sam are closing in on Anson.
Results: 272, Time: 0.0277

Top dictionary queries

Turkish - English