ANSON in Turkish translation

ansona
ansondan

Examples of using Anson in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
She will know if Anson had any enemies who could have done this.
Ansonın böyle bir şeye kalkışabilecek bir düşmanı olup olmadığını biliyordur.
Disappear before you killed Anson?!
Ansonı öldürmeden önce mi?
You think I would hire some random hitter to kill Anson?
Ansonı öldürmek için kiralık katil tutacağımı mı sanıyorsun?
I want Anson alive, not in a body bag.
Ansonı ceset torbasında değil sağ olarak istiyorum.
One is in the Anson Engine Museum.
Bir Anson Motor Müzesinde bulunmaktadır.
Admiral Anson did.
Amiral Anderson başardı.
I know you want to nail Anson-- I am not losing him, Sam!
Ansonı haklamayı istediğini biliyorum da… Onu elimden kaçırmayacağım, Sam!
Is keeping the police clear… until they know more about who Anson was working with.
Ansonın kimlerle çalıştığını öğrenene kadar CIA, polisi buraya yaklaştırmayacak.
Street and Anson, repeat, suspect has just been apprehended.
Şüpheli, 190ncı ve Anza Caddeleri üzerindeki… Rosecrans Oto Yıkamada ele geçirildi.
Gray killed Anson.
Ansonı Gray öldürdü.
He used Anson. He used Gray.
Ansonı kullandı, Grayi kullandı. Ve durmayacaktı.
You know where Anson is?
Ansonın nerede olduğunu biliyor musun?
Who knows where Anson has ears in D?
Ansonın başkentte eli nereye uzanıyordur kim bilir?
Anson? Not quite.
Anson mı? Pek sayılmaz.
Right now, all we can prove is that Anson tried to blow up my extraction team.
Şu anda tek ispatlayabileceğimiz şey Ansonın ekibimi havaya uçurmaya çalıştığıdır.
Last I saw, he was standing behind Anson with a gun.
Onu son gördüğümde elinde silahla Ansonın arkasında duruyordu.
Anson? Not quite?
Pek sayılmaz. Anson mı?
But Anson is teaching him some tricks-- how to spot a tail,
Fakat Anson, ona bazı şeyler öğretmiş. Peşinde birisinin olup olmadığını nasıl anlayacağını.
Anson found out where Trent is hiding,
Anson, Trentin yerini öğrendi. Eğer dediklerini yapmazsam bu
Nate, you're the only one who can get to Anson before he escapes, so I want you to get eyes on him, but do not approach him.
Nate, Ansona kaçışından önce ulaşabilecek tek kişi sensin, gözünü üstünden ayırma ve ona yaklaşma.
Results: 322, Time: 0.0405

Top dictionary queries

English - Turkish