ANTRENMAN in English translation

training
eğitim
antrenman
talim
idman
egitim
çalışma
eğitmeye
alıştırma
practice
antrenman
pratik
prova
idman
antreman
deneme
çalış
uygulama
alıştırma
talimi
workout
egzersiz
antrenman
idman
spor
çalışma
antreman
exercise
egzersiz
tatbikat
spor
talim
antrenman
idman
alıştırma
çalışması
uygulaması
eksersiz
to train
eğitmek
eğitim
eğitmeni
tren
antrenman
eğitecek
yetiştirmek
i̇dman yapmak
kervanından
antreman yapmaya
practise
pratik
antrenman
çalış
uygulama
antreman
provasında
alıştırması
alıştırma yapmam
sparring
idmana
dövüş
boks
antrenman
practicing
antrenman
pratik
prova
idman
antreman
deneme
çalış
uygulama
alıştırma
talimi
practices
antrenman
pratik
prova
idman
antreman
deneme
çalış
uygulama
alıştırma
talimi

Examples of using Antrenman in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Kendi antrenman programım var benim.
My own exercise regimen. I got.
Antrenman yapabileceğim bir kulüp buldum.
I have found a club there to train with.
Sen Jane Fonda antrenman videosundaydın. Bekle.
Wait. You were in the Jane Fonda workout video.
Bu hakiki bir Springboks antrenman forması!
It's a real Springbok practise jersey!
Sizin takım hiç dinlenmez mi? Antrenman.
Practice. Don't you get a break on that team?
Antrenman yapıyordum. Michael, burada olmaz.
I have been practicing. Michael, not here.
Gerçek antrenman partnerlerinden söz ediyorum.
I mean real sparring partners.
Antrenman da yapacağız. Oyun tamam.
We will make practices. Games is one thing.
Antrenman yaparken beni rahatsız etme.
You do not disturb me when I exercise.
Pekâlâ. Damonı antrenman için New York a götürüyorum.
I'm taking Damon to New York to train. All right.
Sean da bana antrenman tişörtünü göndermişti.
Sean sent me his workout shirt.
Para asıl, antrenman odasındadır.
The real money is in the practise room.
Antrenman yapıyordum. Michael, burada olmaz.
Michael, not here. I have been practicing.
Yani antrenman zamanı gelmişti.
Which meant it was time to train.
Antrenman partnerin olarak beni kullanma.
Don't use me as your sparring partner.
Haftada 18 maç ve 2 antrenman.
It's 18 games and two practices a week.
Her gun antrenman yapar.
He does a workout every day.
Güzel, sanırım antrenman bitti.
Well, I guess practise is over.
Karargahta antrenman yaparken, Gontaya hemen Takaga Ormanına dönmesi söylendi.
While practicing at HQ, Gonta was told to quickly return to Takaga Forest.
Ayrıca antrenman saati de takıyor.
He's also wearing an exercise watch.
Results: 981, Time: 0.0477

Top dictionary queries

Turkish - English