Examples of using Antrenman in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Kendi antrenman programım var benim.
Antrenman yapabileceğim bir kulüp buldum.
Sen Jane Fonda antrenman videosundaydın. Bekle.
Bu hakiki bir Springboks antrenman forması!
Sizin takım hiç dinlenmez mi? Antrenman.
Antrenman yapıyordum. Michael, burada olmaz.
Gerçek antrenman partnerlerinden söz ediyorum.
Antrenman da yapacağız. Oyun tamam.
Antrenman yaparken beni rahatsız etme.
Pekâlâ. Damonı antrenman için New York a götürüyorum.
Sean da bana antrenman tişörtünü göndermişti.
Para asıl, antrenman odasındadır.
Antrenman yapıyordum. Michael, burada olmaz.
Yani antrenman zamanı gelmişti.
Antrenman partnerin olarak beni kullanma.
Haftada 18 maç ve 2 antrenman.
Her gun antrenman yapar.
Güzel, sanırım antrenman bitti.
Karargahta antrenman yaparken, Gontaya hemen Takaga Ormanına dönmesi söylendi.
Ayrıca antrenman saati de takıyor.