BAKMA in English translation

don't look
bakma
görünmüyor
dont look
incelemem
hey
merhaba
selam
baksana
don't listen
dinleme
pek çoğu yüz çevirdi kulak verip dinlemezler onlar
sorry
affedersin
üzgün
afedersin
pişman
özür dilerim
pardon
kusura bakma
üzüldüm
to check
kontrol etmek
bakmak
kontrol edin
incelemek
to see
görmek
görüşmek
izlemeye
bakmaya
görebilmek için
görünce
görecek kadar
don't stare at
to take care
ilgilenmek
bakmak
bakacak
göz kulak
halletmek
bakabilmek için
ilgilenecek
icabına
do not look
bakma
görünmüyor
dont look
incelemem
doesn't look
bakma
görünmüyor
dont look
incelemem

Examples of using Bakma in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Kusura bakma.- Walterin olayi ne?
Hey, what's Walter's deal? I'm sorry?
Beni hiç aramadığınızdan telefonuma bakma zahmetine bile girmemiştim!
You never call me, so I didn't even bother to check!
Ona bakma. Sağ ol.
Thank you. Don't stare at him.
Sorduğuma bakma.- Hiçbir şey.
Nothing. Sorry I asked.
dünyaya mütevazi gözlerle bakma fırsatım oldu.
I had the chance to see the world through newly-humbled eyes.
Şuraya bakma, ama saat 12de bir fidye var.
Do not look over there, but we got a nutjob at 12 o'clock.
Nihayetinde, bize bakma sırası onlara gelecek.
Eventually, it's their turn to take care of us.
Sen onlara bakma Peter. Hep anguttum.
Don't listen to them, Peter. I'm always the dummy.
Kusura bakma. Şuna bak!.
Sorry. Hey, look at this!
Üzgünüm. Kusura bakma eski alışkanlık. Daniel.
Sorry. Daniel. Sorry, old habit.
E-maillerime bakma zamanı.
Time to check my emails.
Dönüp enkaza bakma bile.
Don't even turn to see the wreckage.
Fırın önünde pişmiş tavuk bekler gibi bakma bana!
Don't stare at me. It's as if the oven is awaiting a marinated chicken!
Hemen bakma Bell ama ufak Edward kesinlikle seni kesiyor.
Do not look, Bell, but the small Edward is watching you.
Şimdiki haline bakma. 25 yıl önce çok yakışıklıydı.
Doesn't look like it now, but 25 years ago.
Herkesin kendine bakma hakkı vardır.
Every person has a right to take care of himself.
Sen ona bakma Pheebs tamam mı?
Don't listen to him, Pheebs, all right?
E-maillerime bakma zamanı. Ah!
Time to check my emails. Ah!
Kızımın kusurına bakma. Gidelim.
Let's go. Sorry about my daughter.
Hikâyeni bitirmene müsaade etmediğim için kusura bakma.
Hey. Sorry I didn't let you finish your story.
Results: 4367, Time: 0.0529

Top dictionary queries

Turkish - English