Examples of using Barutu in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Bir adam, barutu bilmeli. Koklamalı, tatmalı.
Düşmanımızı öldürmek için silahı ve barutu bize kim verdi peki?
Ben barutu getiririm.
Kıvılcım da barutu ateşler ve mermiyi silahtan dışarı gönderir.
Çünkü bu barutu kullanabiliriz. Ayrıca bu kovanları da yanımıza alacağız.
Barutu bastırın. Barut. .
Sanıyor musunuz ki barutu kuru tutmaktan bihaberiz?
Edwards şarjörü boşalttı ve barutu çıkarttı.
Pao Ssu, demek Khana barutu veren sendin.
Şimdi Khanın büyük miktarda barutu nerede sakladığını biliyoruz.
Silahları, kürkü, barutu ve yiyecekleri alın.
Zenci öfkesinin bu lanet barutu patlamaya hazır!
George, onu barutu çalarken görmüş.
Evet, orada demir kasalar kullanılıyor. Barutu içerde tutmak için.
Bize düşmanlarımızı öldürmemiz için silahı ve barutu kim verdi?
Hemen gidip cephanelikteki topları ve barutu getir!
Pastor Ferrandın kilisesine barutu yerleştiren sendin.
Tüfekleri, kürkleri, barutu ve erzakı alın.
Tüfekleri, kürkleri, barutu ve erzakı alın.
George, onu barutu çalarken görmüş.