Examples of using Berline in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Berline geldikten bir hafta sonra kendisini bir köprüden atmış.
Berline 100 kmden az kaldı.
Speerın Berline bu riskli uçuşla gelme sebebi de muammalıdır.
Sanırım, Berline döndüğüm için mutluyum. Bilmiyorum.
Sanırım, Berline döndüğüm için mutluyum. Bilmiyorum.
ABD 1952de Berline atom bombası atar.
Telefonu Berline ver.
Kasımdabu üç adam Priştineyi Berline giden özel bir uçuşta terk etti.
Berline gıda ulaşamıyormuş. Almanya abluka altındaymış.
Berline nasıl girebildin? -Merhaba?
Berline gıda ulaşamıyormuş. Almanya abluka altındaymış.
Berline kadar Generalin uçaklarına 52. nci filo eşlik edecek.
Bu Berline ilk büyük saldırımız olacak.
Berline doğru devam ediyorlar.
Bak, Berline giderken hepsi aynı uçağa binmiş.
Eğer Berline bir bomba dahi düşerse.
Berline gıda ulaşamıyormuş.
Yılının başında Berline gitmiştir.
Bütün tanklar Berline gidiyor.
Doğal olarak o da Berline soracaktır.