Examples of using Bordro in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Ve son hafta sudan bir bahaneyle kovup Sigorta, bordro vergisi ödemeyip Kalabriyalıları alsak beş kuruş ücret ödemesek bile.
Bazen olaylar beni çıldırtacak gibi olduğunda laboratuvarda ölüme yaklaşmak veya Miriam ile bordro hakkında konuşmak gibi belki de her şeyi bırakıp orada yaşamam gerektiğini düşünüyorum.
Biliyorum, bordrolardan nefret ederim.
Bordroyla alakalı hiçbir şey yoktu.
Bir hata yaptı, bordroda çeyrek milyon dolarlık bir hata.
Peder bordroları yolladı mı?
Sen bu bordroyla ilgilen, bunu ben hallederim.
Jim, bir ay bordroları karşılamam gerekiyor ve hepsi bu.
Bordrolar sabah 10da gelirdi.
Bordroları çalmaya çalıştı.
Alpha-Jollyin bordrosunda şahsen röportaj yaptım.
Bu arada bu hafta bordrolara bakma şansın var mı?
Hapishane bordrolarını aşırdın.
Bordroyu nasıl yapıyorsunuz? Yani.
Bordroyu nasıl yapıyorsunuz? Yani?
Bütçeler, bordrolar, kara para aklama,
Bordrosu gelir idaresine ayın 13ünde gelmiş, yani.
Bordrosu gelir idaresine ayın 13ünde gelmiş, yani?
Bordroları çalmaya çalıştı, Randolph.
Bordroları çalmaya kalkışan adamın ta kendisi, hiç şüphe yok.