PAYROLL in Turkish translation

['peirəʊl]
['peirəʊl]
maaş
salary
pay
wage
payroll
paycheck
pension
annuity
payday
stipend
bordro
payroll
muhasebe
accounting
bookkeeping
accountancy
payroll
the accounts
billing
in the bursar's
CPA
to be an accountant
parayı
money
cash
paid
coin
monetary
dough
ödemeleri
pay
payment
repay
rüşvete bağladığı
maaşlar
salary
pay
wage
payroll
paycheck
pension
annuity
payday
stipend
maaşları
salary
pay
wage
payroll
paycheck
pension
annuity
payday
stipend
maaşlarını
salary
pay
wage
payroll
paycheck
pension
annuity
payday
stipend
bordroları
payroll
bordrosu
payroll
paraları
money
cash
paid
coin
monetary
dough

Examples of using Payroll in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Payroll didn't come in on the train this morning.
Maaşlar bu sabahki trenle gelmedi.
Payroll cheque?-Yes, I'm with the Lerman tyre company.
Maaş çeki?- Evet, Lerman lastik şirketindenim.
Did you tell them it was Porter took their payroll?
Parayı alanın Porter olduğunu söyledin mi onlara?
But you don't need an HR rep and payroll software.
Ama size insan kaynakları uzmanı ya da bordro yazılımı gerekmiyor.
Big, big payroll project. Wilhelm?
Wilhelm? Büyük muhasebe projesi?
Believe me, the payroll is en route, merely delayed.
Güvenin bana, maaşlar yolda. Ufak bir gecikme yaşandı o kadar.
Kevin couldn't make payroll, so everybody had to find other work.
Kevin maaşları ödeyemiyordu o yüzden herkes kendine başka iş buldu.
I'm sure they're on Hazlit's payroll.
Maaşlarını Hazlitten alıyorlardır kesin.
Payroll check? Yes,
Maaş çeki?- Evet,
If you want the payroll.
Eğer parayı istiyorsan.
No, no, no, the, uh, the payroll was delivered and made.
Maaşlar teslim alındı ve ödendi.
So you did take the payroll.
Maaşları aldınız demek.
Father sent the payroll through?
Peder bordroları yolladı mı?
And I will sign a note and I will repay it myself. Give me three months payroll.
Bana üç ayın maaşlarını ver ve ben kendim geri ödeyeceğim.
Yes, I'm with the Lerman tire company. Payroll check?
Maaş çeki?- Evet, Lerman lastik şirketindenim?
While you looked for the payroll that wasn't there, I had important business.
Sen orada olmayan parayı ararken, benim önemli işim vardı.
Jim, I need to cover payroll for a month and that's it.
Jim, bir ay bordroları karşılamam gerekiyor ve hepsi bu.
Cornelius has promised to bring the payroll.
Cornelius maaşları getireceğine söz verdi.
Payroll isn't here.
Maaşlar burada değil.
I'm tapped out. I'm not gonna be able to make next month's payroll.
Gelecek ayın maaşlarını bile ödeyemiyorum! Param bitti.
Results: 283, Time: 0.0639

Top dictionary queries

English - Turkish