Examples of using Bronz in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Yönetmelik beyaz, mavi veya bronz gömlek giyebilirsin diyor.
Ama Sonbaharın başları çünkü bronz olmak isterim.
Borisin bronz madalyasını rehin verdim.
Herkes bronz dönmemizi bekliyor.
Artık tek eksiğimiz bronz bıçak, değil mi?
Genellikle bronz ya da demirden yapılırdı.
İki bronz adam, tek bronz adamdan daha eğlenceli olur.
Bu Bronz Çağıydı.
İçinde atalarının kanını taşıyacak ve Bronz Çağı, Altın Çağına dönecek.
Bronz heykeller.
Yüzyıllardır, bronz haldeyken intikamdan başka bir şey düşünemiyordum.
Bronz Çan kehaneti nedir?
Neden Bronz çan çalıyor?
Karnı bronz, bacakları demir, ayakları çamurdanmış.
Üstü siyah, bronz renkte bir araba. Plakası 7543.
Bronz bir savaşçı büstünün ayağı da ortaya çıkarılmıştı.
Belki Bronz Kupa olabilir.
Bronz ama terakota pası ile tamamlayacağım.
Heykelleri gibi bronz bir vücut istiyor.
Hope bronz madalya kazandı.