TANNING in Turkish translation

['tæniŋ]
['tæniŋ]
bronzlaşma
bronze
tan
solaryum
solarium
tanning
tanning salon
güneşlenme
tabaklama
solaryuma
solarium
tanning
tanning salon
bronz
bronze
tan
bronzlaşmayı
bronze
tan
esmerleşme
brunette
brown
dark
dusky
black
swarthy
tan
tawny

Examples of using Tanning in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Tanning Tuesdays? You want to take your shirt off.
Bronz Salılar? Kıyafetini çıkarmak istiyorsun.
I love shopping, tanning and celebrity gossip.
Ben alışverişi, bronzlaşmayı ve ünlülerin dedikodusunu yapmayı severim.
My friend just said everybody goes tanning before prom.
Arkadaşlarım balodan önce herkesin solaryuma gittiğini söyledi.
From a tanning machine. No, I didn't know that could happen.
Hayır, solaryum makinesinin buna sebep olabileceğini bilmiyordum.
I am Sonya, coach of tanning team.
Takımının koçuyum. Ben Sonia. Güneşlenme.
Tanning is an art
Güneşlenmek bir sanattır
Unique murder weapon, a tanning lamp.
Bronzlaştırıcı lamba. Eşsiz bir cinayet silahı.
I stopped tanning.
Bronzlaşmayı bıraktım.
And she goes tanning?- Yeah.
Evet. -Ve solaryuma gidiyor.
No, I didn't know that could happen from a tanning machine.
Hayır, solaryum makinesinin buna sebep olabileceğini bilmiyordum.
So a tanning lamp doesn't make a lot of sense.
Öyleyse bronzlaştırıcı lamba kullanması mantıklı değil.
Tanning is an art and a science,
Sıkı çalışıyorsun, ha? Güneşlenmek bir sanattır
stop tanning.
bırak artık bronzlaşmayı.
Yeah.- And she goes tanning?
Evet. -Ve solaryuma gidiyor?
Tanning bed.
Solaryum yatağımız var.
So that's not your tanning lamp, miss Goodwin?
Yani bronzlaştırıcı lamba size ait değil mi Bayan Goodwin?
It's our most advanced tanning bed yet.
Bu en gelişmiş solaryum yatağımız.
That's a first for me… a tanning lamp used as a murder weapon.
Bu benim için bir ilk. Bronzlaştırıcı lamba, cinayet aleti olarak kullanılıyor.
Sunless tanning cream.
Güneşsiz bronzlaştırıcı krem.
My first time was in a tanning bed.
An2} İlk seferim solaryum yatağındaydı.
Results: 140, Time: 0.0467

Top dictionary queries

English - Turkish