Examples of using Burmaya in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Filipinlere Burmaya, Etiyopyaya ve diğer bazı ülkelere seyahat etti.
Sanki biri bağırsaklarını eline alıp kelimenin tam anlamıyla burmaya başlamış gibi hissedeceksin kendini.
Sanki biri bağırsaklarını eline alıp… kelimenin tam anlamıyla burmaya başlamış gibi hissedeceksin kendini.
Anlayacağınız, İngilizler, Taylandda bulunduğumuz bu yerden Burmaya uzanacak bir demiryolu… inşa etmeyi düşündüler.
Temmuz 2012de, Tehreek-e-Taliban Pakistan tarafından, Pakistan İslamabaddaki Burma elçiliğinin kapatılması da dahil olmak üzere Burma hükümeti ile ilişkileri kesilmediği sürece Burmaya saldıracakları yönünde bir tehditte bulundu.
Bur bir iş meselesi değil.
Buralar hâlâ çok pis.
Bura benim de evim.
O bursa ihtiyacım var Alice.
Buralar önceden okyanustu değil mi?
Muhammedin zamanında buralar tamamen yeşil olmalı.
Tekneyle gelip gidiyorduk ve buralar da hepten dağlık bir bölgeydi.
Buralar kilometreler boyunca eski Ipswich Kolonisiymiş.
Bekle, bur bir tuzak.
Milyon yıl önce, buralar kuru ve hayatta kalmak için zorlu bir yerdi.
Buralar siz yokken işler aynı değil efendim.
Burun kıllarını kesmek hariç.
Buralar beyninizin oksijensiz kalmış kısımları.
Burasın onun mekânı değil mi?
Alkol kullanımı ve bursun konusunda kendimi çok kötü hissediyorum.
