CAZIBESI in English translation

charm
cazibe
tılsım
çekici
büyüsü
muskası
büyüle
muska
appeal
temyiz
itiraz
başvuru
çekici
cazibe
cazip
hitap
cezbeden
lure
tuzak
yem
cazibesi
çek
cezbetmek
çekip
çekebilirim
ayart
çekeceğiz
attraction
cazibe
ilgi
çekim
çekicilik
etkilenme
bir atraksiyon
gösteri
eğlencesi
allure
cazibesini
çekicilik
temptation
günah
şeytan
cazibesine
baştan çıkarma
cezbedici
bir fitne
ayartma
glamour
cazibe
sihir
çekici
ihtişamı
büyüsü
gösterişli
charms
cazibe
tılsım
çekici
büyüsü
muskası
büyüle
muska
fascination
cazibesini
hayranlık
büyüsünü
çekici
merakı
ilgin
bir alaka duydu
mojo
büyüsünü
büyü
sihrim
cazibesi

Examples of using Cazibesi in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Tracy Jordanın ticari cazibesi olduğu ortada. Tamam.
OK, I mean, granted, Tracy Jordan has some commercial appeal.
Bunun için karşılığında elde bir şey tutmanın cazibesi.
The temptation to keep something to show for it all.
Gösterinin yıldızı o. Hedigin en büyük cazibesi.
He's the star of the show, Hedig's biggest attraction.
Eski bir uygarlığın cazibesi.
Lure of an ancient civilization.
Fikir. Tamam. Siz hatırlıyor musunuz Sümer kalkan cazibesi.
Do you guys remember the Sumerian shield charm Idea. Okay.
Birbirimizin cazibesi ile başlayalım.
Each other's charms to begin with.
Ama buranın cazibesi…- Aslında Brickin görüşlerini duymak isterim.
Actually, I would love Brick's take on this. But-but the appeal here.
Cazibesi ve görkemi insanı sarhoş ediyor.
The glamour and majesty were intoxicating.
Gücün cazibesi.
The allure of power.
Bayanlar ve baylar, bu akşamın başrol cazibesi için dikkat lütfen.
For this afternoon's feature attraction. Ladies and gentlemen, your attention, please.
Ben karşı çıkamayana kadar. Deniyorum. Ama cazibesi… büyüyüp duruyor.
It just grows and grows i try. but the temptation.
Benim, uh, olgun cazibesi. Sonunda benimkinden yenildin.
My, uh, mature charm. You have finally succumbed to my.
Ama taze taç yaprakların cazibesi dayanılır gibi değil.
But the lure of fresh petals is just too much.
Glindanın cazibesi ile yarışamazsın.
You can't compete with Glinda's charms.
Bizde biraz kötü çocuk cazibesi vardır.
We gotta have some bad boy appeal.
Doğru bir yaşamın cazibesi.
The allure of a life rightly lived.
Hazır mısın, başrol cazibesi?
Are you ready in there, feature attraction?
Kolayca avlanan bir kuşun cazibesi yoktur.
A rare bird that gets so easily caught has no glamour.
Tüm binada hiçbir şey çalışmıyor, ama cazibesi var.
Nothing works in the whole building, but it's got charm.
kafamı başka yöne çeviriyorum ama cazibesi çok güçlü.
turnig my head away but the temptation is too strong.
Results: 262, Time: 0.0404

Top dictionary queries

Turkish - English