Examples of using Cepler in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Evet… ihtiyacım olan her şeyi götürebileyim diye kıyafete bazı gizli cepler ekledim.
Daha yüksek oksijen seviyesine sahip büyük cepler var. Yüzeyde, gezegenin geri kalanından.
Bir dost diyelim… yeteneğin para getiriyor hayattan keyif almalısın… bütün cepler açılmış, senin ellerini bekliyor.
tüm dünyadaki büyük anakentler içinde, cepler vardır, gecekondu mahalleleri,
Ceplerim boş olmasına rağmen içimde, her zaman dövüş patronu gibi hissettim.
Benim ceplerim boş.
Benim ceplerim doluydu.
Derin ceplerim var Jason.
Benim ceplerim hep boş.
Keşke ceplerim olsaydı.
Ceplerim boş.- Ben edebilirim.
Onlarınki çok derin ceplerdir ve onların delinmesini istemezler.
Bazı katkıları cepliyor, kalanı Haitiye yolluyorlar.
Bakın, ceplerim boş.
Adamım, benim ceplerim derindir.
Kurye basitçe yürüyor ve parayı cepliyor.
Bu tip işlerde para işin sonunda verilir benim ceplerim hâlâ boş.
Hayır, benim ceplerim parayla doludur.
Anladım efendim! Ve benim ceplerim de dolsun!
Birşey çalmadım. Bakın, ceplerim boş.