CILDIMI in English translation

my skin
cildim
tenim
benim derimi
bedenimden
vücudum

Examples of using Cildimi in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Gelemem, cildimi güneşin etkilerine karşı koruyan bir tedavi alıyorum.
I can't, I'm taking medication that makes my skin sun sensitive.
Spray stringin yakınında olamam, cildimi yakıyor benim.
I can't be around super string'cause it burns my skin.
Hayır, gece içmek cildimi bozar.
No, nighttime drinking ruins your skin.
Hiç birşey o her zaman benim cildimi koruyor.
Nothing, you always save my skin.
Kelly? Cildimi bozdu?
It broke the skin. Kelly?
Hayır, gece içmek cildimi bozar.
No, night time drinking ruins your skin.
Kelly? Cildimi bozdu.
Kelly? It broke the skin.
Protein ve demir cildimi genç tutuyor.
The protein and iron keeps ma skin young.
Dinle. Parayı öyle çok istedim ki… cildimi siyaha boyadım.
I wanted money so bad… Listen, um… I dyed my skin black to get it.
Yani melanin, hem cildimi hem de arkadaşım bombacı böceği güneşin potansiyel zararlı etkilerinden koruyor.
So melanin is protecting both my skin and my friend, the bombardier beetle, from the potentially harmful effects of the sun.
Çünkü ben Alicantede olacağım, yağlanıp öğlen güneşinde yanık bir sosis gibi cildimi cızırdatacağım!
Because I will be in Alicante, oiled up, skin sizzling in the midday sun like a burnt sausage!
Sadece bu hergeleler onu içecekler diye onu fırında pişirerek cildimi mahvedecek değilim.
I didn't ruin my complexion cooking it on the oven, just so those rascals could drink it all now.
Ciltleri turuncuydu ve Saçları griye dönmüştü.
Their skin was orange, their hair had turned gray.
Cildimiz, yağ doku ile astarlanmış.
We have got skin lined with this layer.
Cildinizi su/duş ile durulayın.
Rinse skin with water/ shower.
Bu yaptığım acıtmayacak ama cildinizi ayırırken biraz acı hissedebilirsiniz.
So this won't sting, But as the skin starts to separate, you may feel some pain.
İkinizin de ciltleri berbat ve büyük gözleriniz var.
In that you have hideous skin and bulging eyes.
Cildimde döküntüler var ve kalp çarpıntılarım var ve uykusuzluk çekiyorum.
I get skin rashes and heart palpitations and insomnia.
Bu yüzden cildinde hiç yanık yok.
That's why there were no burns on the skin.
Saçlarımız döküldü ve cildimiz büyük yaralarla kaplandı.
Our hair fell out and our skin became covered with sores.
Results: 51, Time: 0.0311

Top dictionary queries

Turkish - English