Examples of using Cooley in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Seab Cooleye tam serbestlik verecek misiniz?
Senatör Cooleyin bununla ne ilgisi var?
Kendisi, Seab Cooleyden daha beterini yapıp kuyumuzu kazımaya kalktı.
Seab Cooleye tam serbestlik verecek misiniz?
Kendisi, Seab Cooleyden daha beterini yapıp kuyumuzu kazımaya kalktı.
Senatör Cooleyin söylediklerinde aklıselimlik yok mu merak ediyorum.
Bay Cooleye bir rahat ver, sarışın kız.- Evet.
Bay Cooleye bir rahat ver, sarışın kız.- Evet.
Bay Cooleye bir rahat ver, sarışın kız.
Haberlerde Profesör Cooleyin cinayete kurban gittiği söyleniyor.
Ben Senatör Cooleyim.
Aynen, Bay Cooleye haksızlık ediyorsun.
Yani orası Cooleyin bölgesi olabilirdi.
Cooleyler kasabanın sahibiydi.
Pearson daha önce Cooleyle odasında içki içtiğini kabul etmişti.
Sadece Cooleye talimatları ve parayı veriyordu, o da bize iletiyordu.
Hiçbir şey. İhtiyar megaloman Cooleyin sana karşı şahitlik yapması için… yarım akıllı bir katibi getirmesine izin verdiler.
O parti denetçisinin, Seab Cooleyin tek bir şey karşılığı… pazarlık yapacağını dediğini söyle.
Hiçbir şey. İhtiyar megaloman Cooleyin sana karşı şahitlik yapması için… yarım akıllı bir katibi getirmesine izin verdiler.
Gelmanı duruşma salonunda görünce… Cooleyin beni cadı avcılarının tuzağına düşürdüğünü anladım.