DIKEN in English translation

thorn
diken
bela
spine
omurga
diken
omuriliğini
omuru
kemikleri
belkemiği
sırtı
belini
spike
çivi
sivri
kazığı
sıçraması
nodülü
diken
thorns
diken
bela
spines
omurga
diken
omuriliğini
omuru
kemikleri
belkemiği
sırtı
belini
spikes
çivi
sivri
kazığı
sıçraması
nodülü
diken
the thistle
‹‹lübnanda dikenli bir çalı
planted
bitki
santral
fabrika
tesis
çiçek
bitkisel
dikmek
yerleştir
prickles

Examples of using Diken in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Yılanlarda ve balıklarda bile diken var.
Even snakes and fish have spines.
Diken önlükleri yırtar.
Thorns that tear aprons.
MLee… neredesin, seni küçük yalancı diken torbası?
M'Lee… where are you, you little lying sack of spikes?
Sanırım onlara diken deniliyor.
Spines I think they're called.
Çalılıkta diken var. Kahretsin.
There's thorns in these bushes! Oh, shit.
En azından daha fazla diken sökmemişler.
At least they didn't rip out any more spikes.
Toprak bize… diken ve çalı verecek.
Both thorns and thistIes, it shall bring forth… for us.
Bence bunlarda diken var Ekselansları.
I think there are thorns here, Your Highness.
Papalık tacı diken tacına benzemez.
a tiara is no crown of thorns.
Tamam, mavi çiçek, kırmızı diken.
Blue flower, red thorns. Right.
kırmızı diken.
red thorns.
Mavi çiçek, kırmızı diken. Tamam yapıyorum.
Okay, I'm on it. Blue flower, red thorns.
kırmızı diken.
red thorns.
kırmızı diken.
red thorns.
Mavi çiçek, kırmızı diken. Pekala.
Ok, I'm on it. Blue flower, red thorns.
Mavi çiçek, kırmızı diken. Tamam yapıyorum.
Ok, I'm on it. Blue flower, red thorns.
Kıskançlıkla yakaladı dallarından Yüzlerce diken sardı yüreğini.
And catching at the boughs in envious mood, a hundred thorns about his heart entwined.
Kahretsin.- Çalılıkta diken var.
Oh, shit.- There's thorns in these bushes.
Çevresindeki dünyayı ve korkutucu diken duvarların ardındakileri merak ediyormuş.
She wondered at the world about her and at what lay beyond the fearsome wall of thorns.
Ama nalları diken kendisi oldu.
But he ended up dead.
Results: 317, Time: 0.0451

Top dictionary queries

Turkish - English