DINLEMEK in English translation

listen
dinlemek
bak
bakın
dinler
to hear
duymak
dinlemek
duyunca
haber
for listenin
dinlemek
listening
dinlemek
bak
bakın
dinler
listens
dinlemek
bak
bakın
dinler
listened
dinlemek
bak
bakın
dinler

Examples of using Dinlemek in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Sayısız görevim var dinlemek senin canını çok sıkar.
I have a myriad of duties… which would bore you greatly to hear about.
Böyle itiraflari dinlemek muhtemelen artik seni hiç etkilemiyordur.
Hearing confessions like that, it probably doesn't impress you anymore.
Bayan Josephine, sizi dinlemek isterdim ama acelem var.
Ms. Josephine, I would have listened, but I'm in a hurry.
Dinlemek isteyenlere öykülerini anlatırsın.
Tell their story to anyone who will listen.
Suicide dinlemek için henüz çok küçüksün.
You're too young to be listening to Suicide.
Dinlemek istiyor musun?
You want to hear this?
Neden dinlemek yanlış olsun?
Why is listening wrong?
Bizi dinlemek istedi.
He wanted us to hear that.
Evet, böbürlenmemi dinlemek.- Çok etkileyici.
Very impressive.- Yeah, listen to me brag.
Seni dinlemek işimizin bir parçası olduğu için geldik.
We are here because hearing what you have to say is part of our job.
Seni dinlemek zorunda değilim!
You don't own me!
Dinlemek istemiyorum. Ama yine bana ihanet edersen.
I don't want to hear it. But if you betray me again.
Ben dinlemek istiyorum.
I want to hear this.
Armonika çalmamı dinlemek istemez misin?
Don't you want to hear me play our harmonica?
Bir adamı dinlemek için. 28 yıldır bekleyen.
To hear out a man who's been waiting for 28 years.
Senden dinlemek istiyorum.- Hayır. Sen.
No, you. I wanna hear it from you.
Senden dinlemek istiyorum.- Hayır. Sen.
I wanna hear it from you. No, you.
Beni dinlemek zorundasın, tamam mı? Gidemem.
I need you to listen to me, okay? I can't leave.
Dinlemek istemiyorum.- Oğlum.
I don't wanna hear it. Son.
Sadece suyun sesini dinlemek, çocuklarda acayip bir iþeme isteði yaratýrdý.
Hearing the sound of the water made us kids want to pee really bad.
Results: 4878, Time: 0.0402

Top dictionary queries

Turkish - English