DINLER in English translation

listen
dinlemek
bak
bakın
dinler
religions
inanç
dindar
dinin
dini
bir din
dinle
ümmetiniz
bir dindir
hear
duymak
haber
dinleyin
duyuyorum
duyar
dinlemek
duyuyor musun
duyun
işit
religious
dindar
dinî
dinci
dinsel
din
inançlı
faiths
inanç
niyet
iman
imanını
inanca
güven
bir inanç
listens
dinlemek
bak
bakın
dinler
religion
inanç
dindar
dinin
dini
bir din
dinle
ümmetiniz
bir dindir
listening
dinlemek
bak
bakın
dinler
hears
duymak
haber
dinleyin
duyuyorum
duyar
dinlemek
duyuyor musun
duyun
işit

Examples of using Dinler in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Seni ancak gerçekten sersem olan bir adam dinler Şerif.
A fella could get real dizzy listening to you, Sheriff.
Dinler, söylentiler, hurafeler.
Religion, rumors, superstition.
Genç kız aniden bir sokak köşesinde durur ve hararetli bir şekilde dinler.
The girl suddenly stops around a street corner and listens feverishly.
O tarakla saatlerce otururdu. sırlarını dinler ve fısıIdardı.
He would sit with it for hours listening and whispering his secrets.
Bütün dinler, bütün kültürler bunun üzerine kafa yordu.
Culture, has pondered it Every religion, every.
Bir tanesi, diğerinin çıkardığı homurtuları dikkatlice dinler.
One listens attentively to the grunting noises made by the other.
Hangi adam bu boku dinler ki?
Listening to that shit?
Ama hükümetler, dinler yada ideolojiler üzerinde değil.
But not over governments or religion or ideology.
Çok iyi biliyorsunuz ki, Bay Gi sizi hep dinler.
You know very well Mr. Gi always listens to you!
Seni izler. Seni dinler.
Watching you. Listening to you.
Ama hükümetler, dinler ya da ideolojiler üzerinde değil.
But not over governments or religion or ideology.
Annem evde bütün gün bunu dinler.
At home, my mother listens to it throughout the day.
İlk kez obua çaldığını duyduğumda… kuşları dinler gibiydim.
When I heard her play for the first time, it was like… like listening to birds.
Dinler… Artık hepsini kavradım… -Evet.
Religion.- Yes. Um, I suppose that's it.
İlk kez obua çaldığını duyduğumda… kuşları dinler gibiydim.
It was like… like listening to birds. When I heard her play for the first time.
Dinler… Artık hepsini kavradım… -Evet.
Yes. Um, I suppose that's it. Religion.
Ama hükümetler, dinler ya da ideolojiler üzerinde değil.
But not over goverments or religion or ideology.
Ama hükümetler, veya dinler, veya ideolojiler üzerinde değil.
But not over governments or religion or ideology.
Karşılaştırmalı dinler.
Comparative religion.
Seni herkes ancak bir kez dinler.
Everybody heard you the first time.
Results: 974, Time: 0.0374

Top dictionary queries

Turkish - English