DONUP in English translation

freeze
dondurma
buz
dondur
kıpırdama
kımıldama
donar
soğuktan
donuk
will stare
donup
bakacaksın
beleriverir
frozen
dondurma
buz
dondur
kıpırdama
kımıldama
donar
soğuktan
donuk
froze
dondurma
buz
dondur
kıpırdama
kımıldama
donar
soğuktan
donuk
freezes
dondurma
buz
dondur
kıpırdama
kımıldama
donar
soğuktan
donuk
just
sadece
az önce
yalnızca
yeni
tıpkı
yeter
tam
hemen
biraz
daha yeni

Examples of using Donup in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
O şeyi bilirsin… donup gökyüzüne baktığında ilham alıyormuş gibi yapıyor.
When he freezes and stares at the sky, as if struck by inspiration.
Kuşlar havada donup kalmıştı.
Birds frozen in place in midair.
Hiç fena değil. Donup kalın.
Freeze. Not bad.
Savaşta herkes ilk seferinde donup kalır.
Everybody freezes The first time in combat.
Mamutun içinde 30,000 yıldır donup kalmış.
Frozen inside the mammoth 30,000 years.
Hiç fena değil. Donup kalın.
Not bad. Freeze.
Bacakları donup kaldırıma yapışmıştı.
Legs frozen to the sidewalk.
Bu ne be! Donup öleceğim sandım!
I thought I was gonna freeze to death!
Buz denizinde, zamanın içinde donup kalan.
Frozen in time in a sea of ice.
Ne saçmalıyorsun? Ben asla donup kalmam?
I never freeze. What are you talking about?
o gece az daha donup ölüyormuş.
first week out there. Would have frozen to death overnight.
Bir daha karşımda donup kalma.
Never freeze on me again.
Ve bahar gelince karlar eridiğinde, nerede donup gömülü kaldığını kimse hatırlamayacaktır.
If the snow melts in spring, nobody knows where you are buried and frozen.
Şu denklanşöre bir an önce basmazsan yüzüm böyle donup kalacak.
My face is gonna freeze in this position unless you push the button.
Donup ölürüz burada.
We're freezing to death.
Donup duruyormuş, dosyalar kaybediyormuş.
Freezing on her all the time, losing files.
Donup kalacak mısınız?
Will you freeze, or will you fire?
Kızım donup ölecek ve sen kalkmış içkiden mi bahsediyorsun?
My daughter's going to freeze to death and you're giving me crap about drinking?
Dehşet içinde donup koltuğa yapıştım.
Like I'm frozen to the seat in terror.
Burada donup gideceksin.
You are going to freeze.
Results: 179, Time: 0.0362

Top dictionary queries

Turkish - English