Examples of using Donup in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
O şeyi bilirsin… donup gökyüzüne baktığında ilham alıyormuş gibi yapıyor.
Kuşlar havada donup kalmıştı.
Hiç fena değil. Donup kalın.
Savaşta herkes ilk seferinde donup kalır.
Mamutun içinde 30,000 yıldır donup kalmış.
Hiç fena değil. Donup kalın.
Bacakları donup kaldırıma yapışmıştı.
Bu ne be! Donup öleceğim sandım!
Buz denizinde, zamanın içinde donup kalan.
Ne saçmalıyorsun? Ben asla donup kalmam?
o gece az daha donup ölüyormuş.
Bir daha karşımda donup kalma.
Ve bahar gelince karlar eridiğinde, nerede donup gömülü kaldığını kimse hatırlamayacaktır.
Şu denklanşöre bir an önce basmazsan yüzüm böyle donup kalacak.
Donup ölürüz burada.
Donup duruyormuş, dosyalar kaybediyormuş.
Donup kalacak mısınız?
Kızım donup ölecek ve sen kalkmış içkiden mi bahsediyorsun?
Dehşet içinde donup koltuğa yapıştım.
Burada donup gideceksin.