Examples of using Dursa in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Sadece kötü olaylar dursa bana yeter.
Emin değilim. Keşke dursa.
Keşke böyle şeylerin olması dursa.
Senin dünyan dursa bile etrafındaki dünya ilerlemeye devam ediyor.
Ancak, emisyonlar hemen bugün dursa bile, sera gazlarının tarihsel birikiminden dolayı iklim değişikliği uzun bir süre devam edecektir.
Ne zaman burada bir otobüs dursa hemen otobüse biner ve'' onlar burada annemi ve babamı öldürdüler'' der.
Diğer insanların işlerine burnunu sokmak… Gerçekten dursa iyi olur yoksa birileri zarar görebilir.
Ne zaman otobüse burda dursa, o hemen otobüse biner ve burada benim annemi
Ya da bir arı uçar. veya telefonunuz çaldığında Başka bir araba birden önünüzde dursa bile.
Çocuk dursa orada öğrenmesi gerek, karşıya geçer, seni izler… Yok, o hoş değil.
İnan bana, eğer o inip utancının kaynağı olarak senin yanında dursa yaşam boyunca suçlu bir kalp taşımaktan çok daha iyi olurdu.
karbondioksit salınımı bugün dursa bile küresel ısınma yine de devam eder.
Arabamda bir çanta dolusu para dursa bankamatikte ne işim olur?
Unutmayın, bütün parmaklarınızı teknede tutmak zorunda değilsiniz sadece istedikleriniz dursa da olur.
Onlara çarpan kişi dursa ve yardım çağırmış olsa, yaşıyor olabilirlermiş.
Eğer bu ana kuzusu'' poca madre'', bu balgam beyinli bir an dursa ve düşünse, oraya o kadar kamera varken buradaki oğlum gibi o da hücum etmezdi.
Çakır,'' Türkiyenin kargaşa yaşanan yerlere yönelik ihracatı tamamen dursa bile, ihracat gelirlerinin ancak nispeten küçük bir dilimi tehlikeye girer.'' diyor.
Keşke yağmur yağışı dursa.
Zaman dursa keşke.
Ya bütün uçaklar dursa?