Examples of using Eken in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Nişanlının ailesi 40 yılda 1 şehre geldiğinde onları eken nişanlı olamam. Gelmem gerek.
Bütün gece telefonda ağladığım için beni eken bir arkadaşımla gelmiştim.
Osman Eken, Harun İlhan,
gidecek kadar ezik biri olmam yetmezmiş gibi, karısıyla randevusu olduğu bahanesiyle beni eken adam da bunu unutulmaz kılmak için buraya geldi.
Gözyaşları içinde ekenler, Sevinç çığlıklarıyla biçecek;
Kötülük tohumları ekenler hasadını cehennemde biçer.
Ne ekersek ekelim, bu toprakta tutar.
Hala mısır karalahana ekenler var ve yemeğini yaparlar.
Dünyanın içine bir tohum ekelim.
Vapurdan inince bir taksiye atlayalım, sonra da ekelim onları.
Bu Cumartesi gecesi yatak odasına yürüyüş yapıp mısır ekelim.
Söylesene, Sence beş dönüme neler ekeyim?
Hadi toplantıyı ekelim.
Haydi onu ekelim.
Anita, birlikte dersi ekelim ister misin?
Onları burada ekelim.
Onlari burada ekelim.
Hadi biraz çiçek ekelim.
Evet, hadi ekelim şu eziği.
Hadi, onu ekelim.