Examples of using Emrettiler in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
O yüzden onu öldürmemi emrettiler.
Ve onu öldürmemi emrettiler.
bu yüzden bana ya bu durumu tersine çevirmemi yada öldürmemi emrettiler.
Ama itaat yeminimle bana Romaya gelmemi, korkunç yemekler yememi vebu zavallı manzaraya bakmamı emrettiler.
Ne zaman ki ona bayrağı indirmesini emrettiler… O sadece başını iki yana salladı.
Belki de hattat şöyle demiştir. Emrettiler yazdım ama Allahın o barbarları affetmesini istemiyorum!
Seni senseiye götürmemi emrettiler ama zarar verme diye bir şey söylemediler.
Kardasya Başşehrine dönüp Askeri Danışman olarak eski görevime bıraktığım yerden devam etmemi emrettiler.
Soruşturma hakimleri şüphelileri sorguya çektiler ve iki itirafçı dışında hepsinin gözaltına alınmasını emrettiler.
bir çocuk hastanesi, bir huzurevi ve bütün semtin boşaltılmasını emrettiler.
Gece yarısına kadar ikinci bir sırrı daha ifşa etmemi emrettiler… yoksa Rose ölecek.
Ama itaat yeminimle bana Romaya gelmemi, korkunç yemekler yememi vebu zavallı manzaraya bakmamı emrettiler.
Yine aynı yazarın bütün şehir ölü Arap cesetleri ile dolu olup bunların şehri fena kokuttukları için bütün ölü cesetlerinin şehirden dışarı atılmasını emrettiler ve böylece hayatta kalan Araplar bütün cesetleri şehrin çıkış kapılarına sürüklediler ve oralarda sanki yüksek evler gibi yığınlar yaptılar.
Emrettiğiniz gibi, zarar verilmeden.
Ninagawanın bana emrettiği gibi Mekari ve bekar anne Shiraiwayı bu göreve atadım.
Cinayetleri emreden zanlı Ninagawa sorgulanıyor.
Emret Hükümdarım!
Annalisenin Wesi öldürmeni emrettiğini itiraf et
Emrettiğiniz gibi enjekte ettim.
Emret, çavuş.
