ERIMEYI in English translation

a meltdown
erimeyi
bir erime
sinir krizi
melting
eritebilir
erime
eritmek mi
the thaw
buzlar çözülmeye
erimeyi
çözülme

Examples of using Erimeyi in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
buzulun altını kesiyor erimeyi hızlandırıp, altında olanı vadiye sürüklüyor.
a stream is undercutting it from a glacier that's melting faster up valley, washing this thing away.
Bak, uzaktan kumanda ile sunucuları halledemiyorsak, oraya gidip nükleer erimeyi yerinde engellemenin bir yolunu bulabilirim.
Look, if we can't fix the remote servers, there must be something I can do on-site to prevent nuclear meltdown.
Bu, sonrasında ne olduğunu ve Drillin nasıl sorumlu olduğunu ve erimeyi öğrendiğim zamandı.
That's when I learned about the meltdown, what happened afterwards, and how Drill was responsible.
Tabakanın altına ısı eşanjörü yerleştirmeyi öneriyoruz. Çekirdeğin sıcaklığını düşürüp erimeyi durdurmak için.
To lower to core temperature and halt the meltdown. We're recommending we install a heat exchanger under the pad.
Önce erimeyi durdurmamız gerek.
We need to stop the meltdown.
Bir erimeyi durdurmaya çalışıyordum.
I was trying to avoid a meltdown.
Erimeyi durdurmamıza iki dakika kaldı.
Because we have two minutes to avoid a meltdown.
Amerikalıların erimeyi önlemeye çalışan programcıları var.
They have programmers trying to prevent meltdown.
Patlama, tesisin merkez reaktöründeki erimeyi tetiklemiş.
The explosion triggered a meltdown in the power plant's central reactor.
Eğer yaparsa, engellemek yerine, erimeyi daha da hızlandıracak.
If he does, he will accelerate the meltdowns instead of stopping them.
Diğer insanlar henüz küresel finansal erimeyi atlattılar değil mi?
The global financial meltdown just something that happened to other people?
Bankacılar mevcut mali erimeyi gidermek için bir şeyler yapmaları gerektiğini biliyorlardı.
The bankers knew they had to do something to avert a total financial meltdown.
Böyle olacağını bilmiyorlardı bile ve, ve nükleer erimeyi durdurmaya çalışıyorum.
And now I'm on another planet trying to stop a nuclear meltdown. That Savings& Loan,
Böyle olacağını bilmiyorlardı bile ve, ve nükleer erimeyi durdurmaya çalışıyorum.
Trying to stop a nuclear meltdown. That savings and loan,
Böyle olacağını bilmiyorlardı bile ve, ve nükleer erimeyi durdurmaya çalışıyorum. şimdi başka bir gezegendeyim Kazancımız ve borçlarımız, kahrolsun.
That savings and loan, hell, they never even saw it coming, trying to stop a nuclear meltdown. and now i'm on another planet.
Böyle olacağını bilmiyorlardı bile ve, ve nükleer erimeyi durdurmaya çalışıyorum.
Trying to stop a nuclear meltdown. and now I'm on another planet That savings
Böyle olacağını bilmiyorlardı bile ve, ve nükleer erimeyi durdurmaya çalışıyorum. şimdi başka bir gezegendeyim Kazancımız ve borçlarımız, kahrolsun.
And now I'm on another planet That savings and loan, hell, they never even saw it coming, trying to stop a nuclear meltdown.
Öylece eriyor, eriyor.
It's just melting, melting.
Beraber erimiş.
It's melted together.
Tarağım eriyor.
My comb's melting.
Results: 8286, Time: 0.0314

Top dictionary queries

Turkish - English