Examples of using Eve in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Çünkü eve giren her kimse sinemada olacağımı biliyordu.
Demek anneniz öğlen eve geldiğinde kardeşiniz yoktu.
Eve nasıl?
Onu eve götürmek için bu zıbını beraberimde taşıyordum.
Bir keresinde üç aylığına eve çıkmıştı. Büyük bir olaydı.
Eve baktı, oğlu Prakash için gece gündüz çalıştı.
Eve kömür taşımaktan sırtım ağrıyor.
Eve yada kendine bakmaktansa, tüm parasını buna harcadı.
Tüm gece eve gelmemiştim, çalışıyordum ortalığı ben yokken silip süpürmüş.
Dün eve yollayacaktım, ama ölüleri uyandıracak kadar horluyordun.
Hanzo eve vardığı için rahat bir nefes almış.
Eve ıslak ayakkabılarla gidecek olan ben değilim.
Eve bir bakabilir miyiz diye sor.
Eve iyi bakacaktır çünkü onu çok önemsiyor.
Eve ben bakıyorum ve alış veriş yapmam gerekiyor.
Evet, Stevenson eve göz kulak olmam için bana beş dolar verdi.
Sen eve gidip, bana normal kıyafet getirmelisin.
Julie, Eve nerde?
Sen kazağını yıkamak için eve dönüyorsun ve ben toplantıma gidiyorum.
Böyle şeyler saat 22:00de eve dönen iyi kızlara olmaz.