FAYDA in English translation

benefit
yararına
faydası
fayda
çıkarları
yardım
menfaati
avantajı
kazançlı
istifâde
faydalandığı
good
iyi
güzel
harika
uslu
sağlam
sevindim
profit
kazanç
menfaat
kar
para
fayda
kârı
kardan
yararına
help
yardımcı
yardım
yardıma
yardim
faydası
avail
fayda
faydası
yarar sağlamaz
gideremem
hiçbir
use
kullanmak
kullanım
kullanın
faydası
yararı
benefits
yararına
faydası
fayda
çıkarları
yardım
menfaati
avantajı
kazançlı
istifâde
faydalandığı
profits
kazanç
menfaat
kar
para
fayda
kârı
kardan
yararına
availed
fayda
faydası
yarar sağlamaz
gideremem
hiçbir
profited
kazanç
menfaat
kar
para
fayda
kârı
kardan
yararına
helps
yardımcı
yardım
yardıma
yardim
faydası
better
iyi
güzel
harika
uslu
sağlam
sevindim
helping
yardımcı
yardım
yardıma
yardim
faydası

Examples of using Fayda in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Şirketim insanlara fayda sağlayan ilaçlar üretiyor.
My company makes drugs that help people.
Bunlar üstün hikmettir! Ama uyarılar fayda vermiyor.
Effective wisdom; but warnings avail not.
Bize doğru bir şey geliyor diyorsa hazır olmakta fayda var.
If he says something's coming for us, we better be ready for'em.
Aslında… katılmak için çok fazla fayda var.
There are actually so many benefits to joining up.
Kendisini öldürtmesi bize ne fayda sağlayacak?
What good will that do us if she gets herself killed?
Sevgili Lachenay, bugünkü konuşmamız sana benim kitaplarımı okurken fayda sağlayacaktır.
My dear Lachenay,"our talk today will help you read my books.
Bunlar üstün bir hikmettir fakat uyarılar fayda vermiyor.
Effective wisdom; but warnings avail not.
Yok. Sadece fayda değil.
No… Not just helps.
Oldukça fayda sağlayacaktır. Mahkumiyet, aile portreni çizmende.
Would be very convenient in helping the family image. A conviction.
Sandiç, bu satışların hem doğrudan hem de dolaylı yoldan fayda sağlayacağını söyledi.
Such sales bring both direct and indirect benefits, Sandic said.
Kendi köylülerini döven bir otorite, hiçbir fayda bekleyemez.
An authority that beats its own peasants can't expect any good.
Bay Norrell, bize nasıl fayda sağlayabileceğinizi anlamış değilim.
Mr Norrell, I'm not sure what help you hope to offer us.
Bunlar üstün bir hikmettir fakat uyarılar fayda vermiyor.
Wisdom consummate. But warnings avail not.
Yok. Sadece fayda değil.
Not just helps. No.
Oldukça fayda sağlayacaktır. Mahkumiyet, aile portreni çizmende.
A conviction would be very convenient in helping the family image.
İnsan ruhunu kaybettikten sonra tüm dünyayı kazansa ne fayda?
What good will it be for a man to gain the whole world and forfeit his soul?
Bu onun ateşine biraz fayda eder.
It will help the fever a little.
Ama ne fayda?
But to what avail?
Mahkumiyet, aile portreni çizmende oldukça fayda sağlayacaktır.
A conviction would be very convenient in helping the family image.
Halkla ilişkiler savaşını kaybedersek, bu hiçbir fayda sağlamaz.
But if we lose the public relations battle, none of that does us any good.
Results: 414, Time: 0.0371

Fayda in different Languages

Top dictionary queries

Turkish - English