AVAIL in Turkish translation

[ə'veil]
[ə'veil]
fayda
fault
faydası
benefit
good
profit
help
avail
use
gideremem
avail
belongs
help
hiçbir
no
not
any
never
nowhere

Examples of using Avail in English and their translations into Turkish

{-}
  • Ecclesiastic category close
  • Colloquial category close
  • Computer category close
  • Ecclesiastic category close
  • Programming category close
And what will his wealth avail him when he falls?
Çukura düştüğü zaman malı ona hiçbir fayda sağlamaz.
And what will his wealth avail him when he falls?
O kimse ölüp ateşe yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.
And what will his wealth avail him when he falls?
Ve helak olduğu zaman malı, ona bir fayda vermez.
And what will his wealth avail him when he falls?
Çukura yuvarlandığı zaman malı onu kurtaramayacak.
Hamo. Avail Go quickly, they are looking for your grandpa.
Çabucak git, dedeni arıyorlar.-- Hamo. Müsait.
It will highlight that the alternative is avail.
Alternatifin kazançlı olacağını vurgulayacaktır.
There will not avail them against Allah their riches or their children at all.
Allahın cezalandırma iradesine karşı onların ne malları, ne de evlatları asla fayda veremez.
what will that admonition avail him?
hatırlamadan ona ne fayda?
The day on which a friend shall not avail(his) friend aught, nor shall they be helped.
O gün dostun dosta faydası olmaz ve onlar, bir yardım da görmezler.
Behold what is in the heavens and in the earth!' But neither signs nor warnings avail a people who do not believe.
Göklerde ve yerde olanlara bakın! de; ama o ayetler ve uyarılar, inanmayacak bir kavme yarar sağlamaz.
the progeny of those who disbelieve will aught avail them with Allah.
çocukları onlara, Allaha karşı hiçbir yarar sağlamaz.
Do not enter by one gate, but enter by different gates, and I cannot avail you against Allah at all.
ayrı ayrı kapılardan girin. Ben size Allahtan hiçbir şeyi sağlayamam gideremem.
Behold what is in the heavens and the earth! But revelations and warnings avail not folk who will not believe.
Göklerde ve yerde olanlara bakın! de; ama o ayetler ve uyarılar, inanmayacak bir kavme yarar sağlamaz.
surely conjecture does not avail against the truth at all.
zan, gerçeğe karşı hiçbir şeye yaramaz.
neither signs nor warnings avail a people who have no faith.
o ayetler ve uyarılar, inanmayacak bir kavme yarar sağlamaz.
Suspicious buffer position(%li total): avail%li, delay%li, buffer%li.
Şüpheli tampon konumu(% li toplam): faydalı% li, geçikme% li, tampon% li.
progeny will avail them aught against Allah:
onların malları da, çocukları da kendilerine Allahtan( gelecek azaba karşı)
They will not avail you in the least against God. Surely the wicked are each other's friends,
Kuşkun olmasın ki onlar, Allah karşısında sana hiçbir yarar sağlayamazlar/Allahtan gelecek hiçbir şeyi senden uzaklaştıramazlar. Zalimler birbirlerinin dostlarıdır;
Say: Who can avail you aught against Allah, if He intend you hurt or intend you profit?
De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse Ona karşı kimin bir şeye gücü yetebilir?
Indeed, those who disbelieve- never will their wealth or their children avail them against Allah at all, and those are the companions of the Fire;
Gerçekten de o kafirlerin ne malları Allah azabından onları koruyabilir, ne evlatları ve onlardır ateş ehli olanlar,
Results: 77, Time: 0.0972

Top dictionary queries

English - Turkish