Examples of using Nafile in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Yardım için ağlasan bile nafile.
Ben onu ikna etmeye çalıştım ama nafile.
Elimizdeki tüm askerlere cesetleri aratıyoruz… ama nafile.
Biz beş dakika kapıyı çaldık, ama nafile.
Uzun süre onu unutmaya çalıştım ama nafile.
Zetterstrømun öğretmeni kendince ona yardım etmeye çalışır, ama nafile.
Daha yaşlı topluluk üyeleri gençleri nafile yatıştırmaya çalıştı.
Kirişleri kaldırmak için çok uğraştım, ama nafile.
ama nafile.
Hitler, Rooseveltin Almanyaya savas ilan etmesini nafile bekliyordu.
Onu bulması için birini buldum, Ama nafile.
Raporda'' Dolores Smith'' için'' sertleşme problemi kelimesini aramam nafile.
Ama keşkelerim nafile.
Aşksız, her şey nafile.
Kere bırakmayı denedim ama nafile.
Bağırmak nafile.
Ben onu ikna etmeye çalıştım ama nafile.
İki yüz kişiyle bu adayı bir ay boyunca aradık, ama nafile.
Durun! Dövüşmeniz nafile dengim değilsiniz! Bizi mi aşağılyon!
Tüm o nafile acı, bitti gitti.