Examples of using Fethedip in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Balkan Birliği, önce Makedonyayı ve Trakyanın çoğunu Osmanlı İmparatorluğundan fethedip, daha sonra ganimetlerin bölünmesi üzerine birbirlerine düştüler.
Herat şehrini fethedip, 1505-1508 yılları arasında güneybatı İranı ele geçirdi.
Bir şehri fethedip insanlarını köle olarak almak… ve putlarını Vaes Dothraka götürmek.
Bir şehri fethedip insanlarını köle olarak almak…
Oz ülkesini fethedip, Zümrüt Şehiri yok etmeye…''''… karar vermiş olduğu hâlde….
Düşmanlarını fethedip güçlü bir çakal ordusu yetiştirdi,
En iyi zeka ve en iyi gücün vücut bulmuş haliyiz! Dünyaya fethedip krallar olarak hüküm sürecek kardeşleriz biz!
İşte bu dünyaya geldiler yabancı bir gezegenin yaratıkları uygarlığın kalbini fethedip yok etmeye.
Bu 18. yüzyılda Peştun imparator Ahmed Şah Dürrani Peştun olmayan bölgeleri fethedip Dürrani İmparatorluğunu kurduğunda daha da yoğunlaştı.
Yoksa dünyayı fethedip, gelmiş geçmiş en büyük imparatorluğu kuramaz.
Yoksa dünyayı fethedip, gelmiş geçmiş en büyük imparatorluğu kuramaz.
şeyin kitabının imzalı bir kopyası…'' Dünyayı Fethedip Babamla Olan Sorunlarımı Nasıl Çözdüm.
Ermenistandaki tüm Roma kentlerini fethedip, generalleri Şahinin Caesareayı aldığı Kapadokyaya doğru ilerlediler.
Fethetmeyi amaçladığın şey bu işte Eliza.
İkimiz de ülkesi fethedilmiş Romaya ve Romalıların isteğine tabi insanlarız.
Hayatı fethetmeyi amaçlıyorduk.
Araplar fethettikleri toprakların, büyümesini
Gelecekte fethetmem için yeterince dünya yok.
Defadan fazla fethedilen Kudüste birçok şehir var.
Artık fethedecek yeni dünyalar aramıyorlar.
