Examples of using Frenini in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
İzninizle park frenini çekeyim.
Adam park frenini indirmeyi bilmiyordur bence, çünkü bu bir havalı frendir. .
Lincoln Merkezi ve Kolomb Meydanı durağı arasında acil durum frenini çekmiş. Adamın biri onu yere yatırmış, bir diğeri de.
Tekerleri kilitleyip dönmeye başlamak için el frenini kullandı ve suyu az zamanla geçti.
ama el frenini çekmeyi unuttu, araba da uçuruma düştü.
Onu sakinleştiremiyorum. Onu sakinleştiremediğim için… acil durum frenini çekmeye de odaklamasını sağlayamıyorum.
Onu sakinleştiremiyorum. Onu sakinleştiremediğim için… acil durum frenini çekmeye de odaklamasını sağlayamıyorum.
O adamla en fazla üç dakika oturabilirdim, sonra sandalyesinin frenini indirip diğer odaya yollardım.
Onları kanalın kenarına kadar çekeceğim gaz pedalına bir tuğla koyacağım ve emniyet frenini serbest bırakacağım.
İmdat frenini çekeceğim, kahrolası treni durduracağım ve buradan defolup gideceğim.
Kazanın fren izlerini şurada görebilirsiniz.
Fren izleri ve beyaz boya kalıntıları.
Arabamın freni var mı, Peg?
Fren izi ya da sıra dışı ne varsa.
Fakat lütfen bana Conradın birinin frenlerini kestiği hakkında bir bilgisi olmadığını söyle.
Arabanın frenlerinin değişmesi gerekiyordu,
Babanın arabasının sağ freni biraz gıcırdıyor mu?
Hayır. Fren izi yokmuş.
Arabanızın frenlerinin kesildiğini de bilmiyor muydunuz?
Kuzenim fren ve klakson kullanmaz.