HALIN in English translation

hal
hall
self
benlik
öz
haline
kendi kendini
kişiliğini
kimliğini
state
eyalet
devlet
hal
durum
ülke
hükümet
savcılık
makes
yapar
yapan
daha
yapıyor
yapalım
yapar mı
kıl
yap
yapın
açın
mood
havayı
ruh hali
moralini
bir ruh hali
modu
keyfi
ruh halim
keyfim
well
iyi
şey
peki
evet
eh
aslında
öyle
güzel
eee
o zaman
become
olmak
olur
dönüşür
haline
olurlar
dönüş
so
yani
peki
öyle
yüzden
kadar
böylece
demek
o yüzden
ki
de

Examples of using Halin in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Mariechen, Mariechen, ne olacak senin halin?
Marie, what will become of you?
Sorun ne? Sanırım Halin bir ilişkisi var.
What-S the matter? I think Hal is having an affair.
senin doğal halin.
your natural state.
Bence seni güzel yapan da bu yıpranmış halin.
I think it's your edges that make you so beautiful.
Ne güzel, eski halin gibi konuşmaya başladın.
Oh, lovely, you're sounding like your old self.
Sorun ne? Sanırım Halin bir ilişkisi var?
I think Hal is having an affair. What-S the matter?
Charlie, Buster, Harold… Halin bize ödediğinin on katını alıyorlar.
Charlie, Buster, Harold, they get ten times what Hal pays us.
Charlie, Buster, Harold… Halin bize ödediğinin on katını alıyorlar.
They get ten times what Hal pays us. Charlie, Buster, Harold.
Halin bana ihtiyacı var.
Hal. He needs me.
Halin seni iş başında görmesini çok istiyorum.
I would really like Hal to see you in action.
Halin beni ilk defa buraya getirdiğini hatırlıyor musun?
Do you remember when Hal first brought me here?
Halin, Mattin senin bile.
Hal, Matt… even you.
Çünkü Halin yeniden çalıştırılabileceğine dair umutlarınız var.
Because you have hopes that Hal can be reactivated.
İstediğin şartlarda kendimi sana sunuyorum ama Halin yaşamasına izin ver.
I'm offering myself to you, on any terms you want, but leave Hal live.
tıpkı Halin durumu gibi.
just like Hal was disconnected.
bu senin gerçek halin değil.
this isn't the real Hal.
Bizimle konuşurken HALin kusursuz bir tonlaması… olduğunu kastediyorum.
I mean, HAL has a perfectly normal inflection when he speaks to us.
O kötü zamanda ki halin seni bu hale getirdi.
That terrible time made you the woman you are today.
Senin halin çok daha iyi görünüyor.
You make this look a lot better.
Jjari, halin vaktin yerindeymiş!
Jjari! Heard you made it big!
Results: 153, Time: 0.069

Top dictionary queries

Turkish - English