Examples of using Haven in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Haven Polis Karakolu karantinaya alınmıştır.
Irvingtondaki Haven Residance Inn.
Haven buralarda mı?
Şimdiyse Haven denen yere doğru götürülüyor.
Haven nedir?
Haven denilen bir yerde alıcıyla buluşmak için Türkiyeye gidiyor.
Biz boşandıktan sonra Bay Haven epey meşhur oldu.
Yeni bir yöntem bulmalıyız yoksa Haven yerle bir olacak.
Tatlım, burası Haven.
Vince ve Dave Teagues. Haven Herald gazetesinin sahibi kardeşler.
Biz buradayız, burası Haven.
Barmen tarafından fişlendikten sonra beni, Green Haven cezaevine… 4 yıllık cezanın 2 senesini yattığım yere gönderdiler.
Barmen tarafından fişlendikten sonra beni, Green Haven cezaevine… 4 yıllık cezanın 2 senesini yattığım yere gönderdiler.
Bütün gezegenleri, stratosferi, tüm uzayı… New York, New Haven ve Hartfordı ekleyebilirim.
Kasırga merkezinin sahil şeridi boyunca uzanıp… sabah erkenden Bells plajı ve Haven koyunu vurması bekleniyor.
Hayaletler Haven sokaklarında dolaşıyor ve onları göremeyen tek kişi benim.
Haven polisinin yarısı dışarıda,
Bu Haven City, Bayanlar
Günaydın Haven.
Haven Hillste.