Examples of using Heyetin in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Pekala, sanırım heyetin öbür üyeleri adına da konuşursam;
Heyetin kasabada olmasına şaşmamalı.
Bu heyetin kurucusu olarak, tercihimiz ne olursa olsun, haklarımız vardır.
Sen ve heyetin mutfakta bekleyebilirsiniz.
Heyetin önünde bana kabalık ettin.
Ama şu anda önemli olan heyetin sizin fikrinize aldırmamasıdır.
Ama şu anda önemli olan heyetin sizin fikrinize aldırmamasıdır.
Beni şimdi öldürsen,… Heyetin arayacağı ilk adam olursun.
Heyetin Belgrad ziyareti, Sırbistan-Karadağ Sanayiciler ve Girişimciler Derneğinin daveti üzerine gerçekleşti.
Taki liderliğindeki üst düzey Kosovalı heyetin varlığı, Sırp heyetinin katılımını imkansız hale getirdi.
Sayın Yargıç, bu heyetin onun akıl sağlığını sorgulamasının… hiçbir dayanağı yok.
Heyetin BM destekli çalışan grubundan gelecek yeni önerileri inceleyeceğini,
Clapham, heyetin Mayıs ayında yapılacak bir sonraki NATO toplantısında sunulmak üzere Kosova hakkında bir rapor hazırlayacağını söyledi.
Sayın Yargıç, bu heyetin onun akıl sağlığını sorgulamasının… hiçbir dayanağı yok.
Dışişleri Bakanı Antonio Milososki heyetin eve döneceğini doğruladığı konuşmasında,'' Halkımızla birlikte olmak gerekiyor.
Eğer durum böyleyse Bayan Mathison, sizi temin ederim bu Heyetin vereceği karar epey sert olacaktır.
Diyorsun ama, odadaki iki yüzlü heyet üyesine bakılırsa bu heyetin umurunda gibi görünüyor.
Kosova Bakanı Slobodan Samarciç 27 Ağustos Pazartesi günü yaptığı açıklamada, hükümetin tamamının heyetin bir parçası olacağını söyledi.
Raporda CPT, heyetin'' Dubravada personelle mahkumlar arasında aşırı samimiyet hallerine bizzat tanık olduğunu ve bunların bir kayırmacılık ortamını gösterdiğini'' ileri sürdü.
Bitti. Bu insanları sürgün ettim… sen ise heyetin arzularına karşı gelerek onları buraya getirip… şiddete ve felakete sebep oldun.