Examples of using Iklime in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Teşekkür ederim. Paul iklime dayanıklı melez araştırmalarının üstünde… çalışmaya ilk başladığında… Guetemalanın batı dağlarına onunla birlikte gitmiştim.
Teşekkür ederim. Paul iklime dayanıklı melez araştırmalarının üstünde… çalışmaya ilk başladığında… Guetemalanın batı dağlarına onunla birlikte gitmiştim.
Teşekkür ederim. Paul iklime dayanıklı melez araştırmalarının üstünde… çalışmaya ilk başladığında… Guetemalanın batı dağlarına onunla birlikte gitmiştim.
Teşekkür ederim. Paul iklime dayanıklı melez araştırmalarının üstünde… çalışmaya ilk başladığında… Guetemalanın batı dağlarına onunla birlikte gitmiştim.
Fosil yakıt yakmanın iklime zarar verdiğini ve bize zarar vereceğini ilk tespit edenler.
Binlerce yıl önce, iklime bir şeyler oldu ve buradaki buz yok oldu.
T1den tamamen kurtulursak, iklime olan etki dahil, çevreye olan etkiyi sıfıra düşürebileceğimiz sonucuna vardım.
Bilim adamları ilk günlerden beri, buradaki fokları numaralandırıyorlar. Hâlâ, fokların iklime ve dondurucu suya adapte oluşlarıyla büyülenmiş durumdalar.
Çok yüksek yağış ve yıl boyunca yüksek sıcaklık olmak üzere iki yağmurlu mevsimiyle ekvatoryal tropikal iklime sahiptir.
Siyasî bölgeden ziyade, sosyal bölge gibi, Kuzey Kanada genellikle iklime dayalı iki ayrı alt bölgeye ayrılır: Yakın Kuzey Kanada( Near North) ile Uzak Kuzey Kanada Far North.
Kuzey Çinde, soğuk iklime rağmen donmayan otlak
Gezegenlerin birbirini çekme biçimi Dünya yüzeyinin hareketleri bu hareketlerin iklime olan etkisi yaşamın ve zekanın evrimi bunların hepsi, o nehir deltalarındaki çamurun ilk medeniyetlere dönüşmesi için gereken şartları yarattı.
toprağa yada iklime zarar vermeden.
Biz bilim insanları, iklime ilişkin bu tür vahim… ve uzun vadeli tahminler yapmakta bu kadar iyiyken… hava tahmininde nasıl oluyor da bu kadar başarısızız?
Bu iklime göre yapıImamış.
Kırlangıçlar sıcak iklime göç ederler.
Buradaki nemli iklime yavaş yavaş alışıyorum.
Söylemesi zor, politik iklime bakılırsa.
Çoğu ağaç yeni iklime ayak uyduramaz.
İşçilerim son derece sıcak iklime alışkındır.