ILERIYE in English translation

forward
ileri
ön
forvet
doğru
küstah
bugünden
öne
ilerle
cüretkar
sabırsızlanıyorum
far
uzak
ileri
kadar
çok
daha
uzaktan
şimdilik
fazla
mesafe
şimdiye kadar
ahead
hadi
önceden
haydi
var
önde
ileride
devam et
durma
öne
devam edin
forth
ileri
çıkarırız
çıkardı
ortaya
meydana
öne
savaşa
çık
çıkın
bir ileri bir
into the future
geleceğe
ileriye
onward
ileri
itibaren
devam
doğru
i̇lerle
to move forward
ilerlemek
ileriye
i̇lerleyebilmemiz için
ilerleyeceğine dair
i̇leriye doğru hareket etmek için
ilerleyebilmek için
advance
avans
ileri
önceden
öncü
ilerleyin
peşin
ilerle
gelişmiş
further
uzak
ileri
kadar
çok
daha
uzaktan
şimdilik
fazla
mesafe
şimdiye kadar
farther
uzak
ileri
kadar
çok
daha
uzaktan
şimdilik
fazla
mesafe
şimdiye kadar

Examples of using Ileriye in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Çünkü bu işlemler arasında geriye ya da ileriye gidebilirsiniz.
Because you can go back and forth between these steps.
Bu, medeniyetimizi binlerce yıl… ileriye taşıyacak. Baba?
Dad? by thousands of years. brakish: this is going to catapult our civilization?
Evet 25 yıl ileriye.
That's right, 25 years into the future.
Operasyon aracını ileriye yönlendir.
Advance lead operation vehicle.
Şu an 40 yıl ileriye atlamıyor musun?
Aren't you jumping ahead by, like, 40 years or something?
Daha ileriye gidecek param yok. Neden durdurdun?
I don"t have money to go any further. Why are you getting down?
Bu, medeniyetimizi binlerce yıl… ileriye taşıyacak. Baba?
By thousands of years. This is going to catapult our civilization… Dad?
Zamanda geriye ve ileriye yolculuk edebilir.
And he can travel back and forth in time.
Hiçbir ümmet, helak edilmesi mukadder olan zamanı ileriye alamayacağı gibi geriye de atamaz.
No nation can advance its time, nor can they postpone it.
Daha ileriye gitmeyecek.
It won't go any farther.
Ve her gün seni bu yolda bir adım ileriye götürüyoruz.
And every day, we take you a step further in that direction.
Ileriye bakıyorum Ve ben görmüyorum Sonsuz bir kum denizi.
I'm looking ahead, and I'm not seeing an endless sea of sand.
İşte canını sıkan kadın seni ileriye getirdi.
There she who bore you brought you forth.
Buradan daha ileriye gitmemelisin! Dur!
It's against the rules to go any farther than that!
Beynimizin bizi ahlaklı yaptığını söylemek yerine daha ileriye gittim.
But I wanted to go further than to say our brains make us moral.
Daha ileriye gitmeyeceğiz.
We won't be going any farther.
Ama oraya geçersek… daha da ileriye gitmek isteriz.- Biliyorum.
I know. then we're gonna wanna go further. But if we go there.
Daha ileriye gitmeliyiz.
We need to go farther.
Beni yanlış anlama, ama… ileriye bakmanız lazım.
You have to look further. Don't misunderstand me, but.
hiç kimse ondan daha ileriye gitmedi.
nobody has gone farther than him.
Results: 843, Time: 0.045

Top dictionary queries

Turkish - English