ILGI in English translation

interest
faiz
ilgi
ilginç
ilgili
çıkarına
ilgilendiren
yararına
bir ilgi
attention
dikkat
ilgi
dikkatini çekmek için
affection
sevgi
şefkat
şevkat
ilgi
yakınlık
have
var
sahip
hiç
daha
beri
zaten
yok
üzerinde
ilgili
zaman
enthusiasm
coşku
şevk
heves
heyecan
gayreti
isteği
the spotlight
spot ışıkları
sahne ışıkları
spotlight
ilgi
gözlerden
dikkatleri
i̇lgi odağı
işık
interested
faiz
ilgi
ilginç
ilgili
çıkarına
ilgilendiren
yararına
bir ilgi
interests
faiz
ilgi
ilginç
ilgili
çıkarına
ilgilendiren
yararına
bir ilgi
has
var
sahip
hiç
daha
beri
zaten
yok
üzerinde
ilgili
zaman

Examples of using Ilgi in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Frenoloji, kafatası değerlendirmesi oluyor, bir süredir ilgi alanım dâhilinde.
Phrenology… skull assessment… has long been a hobby of mine.
Kızlar, basında çok ilgi çektiniz.
You girls have been getting a lot of press.
Öğrencilerin ilgi ve becerilerini keşfetmesini engelleyebilir!
That could hinder the students' ability to explore their interests and skills!
Arkadaşlık ve ilgi gösteriyor.
It shows friendship and affection.
Gül ne oldu?'' Mary daha ilgi, tekrar sordu hiç.
What happened to the roses?" Mary asked again, more interested than ever.
Şu anda tüm ilgi onların üzerinde.
They have all the momentum right now.
Bütün ilgi cadının. Onun kaygısı.
His concern is, the witch has all the fun.
Sanırım artık ilgi alanlarımız örtüşüyor.
I guess our interests now overlap.
Başka çocuklarla birlikte kalabiliyor… ama onlara çok az ilgi gösteriyor.
Child appears to fit in with others, but displays little affection.
I herkes için doğru olanı yapıyor ilgi değildi.
I wasn't interested in doing the right thing for anybody.
Bu oyun orada gerçekten ilgi çekiyor.
The sport has really taken off over there.
Millicent Gergich, bu bisiklet yarışları kelimenin tam anlamıyla Facebooktaki ilgi alanlarımdan birisidir.
Millicent Gergich, biking for charity is literally one of my interests on Facebook.
Ne olacak? Peki o sempatik, ilgi, mevcut.
What? Well, he's sympathetic, interested, available.
Babamdan daha çok ilgi gösterme kapasitemin olduğunu biliyorum.
I know that I'm capable of showing a lot more affection than my dad was.
Benim işimi yapma becerimle bunun arasında hiçbir ilgi yok.
This has nothing to do with my ability to do my job.
Yaşlarımız, geçmişlerimiz, beynimiz, ilgi alanlarımız.
Our ages, our backgrounds, our brains, our interests.
Bir düşün. Onca ilgi, onca gülümseme hepsi saygısızlığın bir göstergesi.
Think about it. All that affection, all those smiles.
Tabii senin ilgi alanına girmiyor değil mi? -Evet!
You wouldn't be interested in one of them, would ya? Yeah!
Onun kaygısı… bütün ilgi cadının.
His concern is, the witch has all the fun.
Bakın Amirim. Buraya ilgi alanlarınızı yazıyorsunuz.
You put your interests here. Look here, Noredin.
Results: 1463, Time: 0.0456

Top dictionary queries

Turkish - English