Examples of using Imkan in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Yeterince uzak ve böylece kaçırmamıza imkan yok.
Bana öyle baktıkları sürece de, onları reddetmeme imkan yok.
Lawrence beni irfan ve imkan dünyasıyla tanıştırdı.
İç yüzünü kavramana imkan olmayan birşeye nasıl sabredebilirsin ki?
İyi bir fikir olmamasına imkan yok.
Sıradan bir insanın bunu yapmasına imkan yok.
böylece kaçırmamıza imkan yok.
Dışarıda birçok imkan var. Neden?
Senin bana istediğim bir şeyi vermene imkan yok.
Burada sex gürültüsü duymana imkan yok.
Doğru. Bunları bilmene imkan yoktu.
Sadece anlamana imkan verdik.
Dışarıda birçok imkan var. Neden?
Sana olan sevgimi feda edecek bir şey yapmana imkan yok.
Evet, zaten buna imkan yok.
Bu doğru olabilir. Ancak bu resmi hayal etmiş olmasına imkan yok!
Ama kendimi kontrol etmeme imkan yoktu peder!
Neden? Dışarıda birçok imkan var.
Seni bırakmama imkan yok.
Bu sayfalarda yazılanları yapanın bir daha uyumasına imkan yoktur.