IVEDI in English translation

urgent
acil
acilen
acele
ivedi
önemli
aciliyet
while expeditious
ivedi
pressing
medya
basin
basın
basına
bastır
baskı
tuşlayın
gazeteciler
basınının
presin
snap
ani
bir snap
şaklat
koptu
çekmeye
şıklatın
şipşak
kopar
ivedi
şak
speedy
hızlı
çabuk
ivedi
hızlandırılmış
immediate
acil
hemen
yakın
acilen
ani
anında
derhâl
ivedi

Examples of using Ivedi in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Karar, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından 14 Ekimde medya kuruluşlarına“ ivedi” ibaresiyle bildirildi.
The ruling was issued with the inscription"urgent" to media outlets by Ankara Chief Public Prosecutor's Office Bureau of Investigating Crimes Against Constitutional Order on October 12.
An2} Harvey Spectera ivedi, ücretsiz uzaklaştırma veriyorum.{
I am placing harvey specter on immediate unpaid suspension.
Oylamadan hemen sonra, Cumhurbaşkanı Vekili Yakup Krasniki ivedi seçimlerin 12 Aralıkta yapılacağını duyurdu.
Immediately after the vote, Acting Kosovo President Jakup Krasniqi announced that snap elections will be held December 12th.
Dünyanın başka hiçbir yerinde bu kadar çok hayvan… aynı ivedi amaçla hareket etmez.
With the same urgent purpose. Nowhere else on Earth are so many animals on the move.
Olmakla beraber… Santiagonun nakledilmesi öneriniz… Yarbay Markinson… ivedi ve kesinlikle ağrısız Şimdi düşünüyorum da.
And now I'm thinking, Colonel Markinson… that your suggestion of transferring Santiago… while expeditious and certainly painless… might not be, in a manner of speaking.
Bir yolunu bulursunuz, çünkü eğer son mühlete kadar mahkûmları serbest bırakmazsanız, sonuçları ivedi ve felaket olacaktır.
If you don't release the prisoners by the deadline, the consequences will be immediate and devastating.
Dunyanin baska hicbir yerinde bu kadar cok hayvan… ayni ivedi amacla hareket etmez.
With the same urgent purpose. Nowhere else on Earth are so many animals on the move.
Almanyada, Rus ve batılı güçler tostlarını değiş tokuş ederken Churchill Trumana ivedi mesajlar gönderiyor Avrupaya Ruslar tarafından demir perde indirildiği konusunda uyarı yapıyordu.
In Russian Germany, troops e occidental changed gifts, but Churchill already sent urgent messages the Truman informing that Russia raised a curtain of iron in the Europe.
Buradaki yetkililer, görevlilerden birinin kısa süreli rehin alınmasından dolayı anlaşılır şekilde rahatsızken şu anda dinleniyorlar bu oldukça dramatik gecenin ivedi adaletinde.
Authorities here, while understandably disturbed by the brief hostage-taking of one of their deputies are taking some comfort in the swift justice of this very dramatic evening.
Batılı diplomatlarla Başbakan Bayram Recepinin ivedi tepkileriyle karşılandı.
corruption on the part of the regulator, and was met with swift reactions from Western diplomats and Kosovo Prime Minister Bajram Rexhepi.
Buradaki yetkililer, görevlilerden birinin kısa süreli rehin… alınmasından dolayı anlaşılır şekilde rahatsızken… şu anda dinleniyorlar… bu oldukça dramatik gecenin ivedi adaletinde.
In the swift justice of this very dramatic evening… are taking some comfort… Authorities here, while understandably disturbed by the brief hostage-taking of one of their deputies.
Buradaki yetkililer, görevlilerden birinin kısa süreli rehin… alınmasından dolayı anlaşılır şekilde rahatsızken… şu anda dinleniyorlar… bu oldukça dramatik gecenin ivedi adaletinde.
By the brief hostage-taking of one of their deputies… are taking some comfort… in the swift justice of this very dramatic evening. Authorities here, while understandably disturbed.
Kosovadaki ivedi seçimlere beş haftadan kısa bir süre kaldı
Snap elections in Kosovo are less than five weeks
Ama şu anda ivedi şeylere daha çok para… harcadığımızdan,
Well, uh, speaking of that and hiring new grads, or canceling X-ray by
ABnin Sağlıktan Sorumlu Komisyon Üyesi Markos Kipriyanu, müzakereler için henüz bir tarih belirlenmediğini söylemekle birlikte,'' bu meseleyi ivedi bir şekilde halletmek istiyoruz.'' dedi. Getty Images.
No date has yet been set for the talks,"but we wish to treat this matter with urgency", EU Commissioner for Health Markos Kyprianou said. Getty Images.
Dünya Bankası 20 Haziran Çarşamba günü yaptığı açıklamada, Doğu Avrupa ve eski Sovyetler Birliği ülkelerindeki ekonomik büyümenin, ilgili hükümetler bölge nüfusunun hızla yaşlanmasının getirdiği zorlukların üstesinden gelecek ivedi adımlar atmamaları halinde durabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Economic growth in Eastern Europe and the former Soviet Union could come to a halt unless governments take quick steps to address the challenge of rapidly aging populations in the region, the World Bank warned on Wednesday June 20th.
tarafından gözardı edileceğine inanırken, ND lideri Samarasın ivedi seçimlerin devam eden ekonomik kriz ortamında'' olumsuz bir gelişme'' olacağı yönündeki tutumunu yineliyor.
another political newcomer believes Papandreou's"election dilemma" will be ignored by the voters, while echoing ND leader Samaras' position that snap elections would be a"negative development" amid the ongoing economic crisis.
Yılında, VII. Konstantinos, tazminat ödenmeksizin tüm köylü topraklarının ivedi sahiplerine iade edilmesi emri vermiştir;
In 947, Constantine VII ordered the immediate restitution of all peasant lands, without compensation;
Dağındaki müzakerelerde kaydedilen ilerlemeye övgüde bulunarak, katılımcı partileri bekleyen meselelere ivedi çözüm bulmaya çağırdı.
by embracing these principles will Bosnia's leaders construct a policing structure that will serve its citizens effectively
Majesteleri ivedi bir şekilde evine dönmesini emretti.
Her Majesty ordered her to return immediately.
Results: 199, Time: 0.0374

Top dictionary queries

Turkish - English