Examples of using Kabaca in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Kabaca söylersem, senin cebine onunkini bulmasını söyledim yani.
Narenciye ve sirke karışımı. Ama kabaca.
Bu çok kabaca.
Narenciye ve sirke karışımı. Ama kabaca.
Cerrahi olarak değil. Kabaca.
Sence de kabaca değil miydi?
Dale, bu duyduğum en kabaca şeydi.
Kabaca sordun. Ve ben yanıt vermemeyi seçtim.
Eski endüstri kabaca elenmek zorunda.
Kabaca ama doğru.
Orijinal FBI fotoğrafları, kabaca… parmak izleri
Bunun ne kadar kabaca olduğunu bilmiyor musun?
Ben sadece kabaca yürüyüp gittim sen koşurken.
Yani, kabaca 1 milyon tane dizüstü var.
Kabaca özetlemek gerekirse, evet.
Kabaca, ama izin verirdim.
Dan kabaca polis memuruna hakaret etti.
Bu çok açık olurdu. Çok kabaca. Çok Archduke Ferdinand tarzı olurdu.
Kabaca konuşma anne.
Bu kabaca oldu.