Examples of using Kefen in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Kefen giymeyi tercih ederim.
Kefen tam buradaydı.
Kefen olabilir mesela.
Ama yine de kızımıza kefen gönderen birini nasıl desteklersin?
Fakat kefen yeterince merak uyandıracak mı?
Memur Bey, kefen param bankada,
Endişe hissi beni kefen gibi sarıyordu.
Sven Eriksonnın aradığı şeyi gizleyen kefen.
Sevenlerin çürümen için çoktan kefen kıyafetini seçti.
Sen kral olduğundan beri kefen ihtiyacı arttı.
Sen kral olduğundan beri kefen ihtiyacı arttı.
Ola ki birileri tüm bunları aşıp geçti… Kefen otomatik olarak başka bir bölmeye geçer.
Bahse girerim ki, daha karaya varamadan cemaatinin yarısına kefen dikip onları denize savurmak zorunda kalacağım.
denizin üzerine dışarı bakmak için, bir kefen kavrıyor.
Snippy ölüm olayları toplum hayrete ve kalır Hatta bu güne kadar, sırrına kefen.
Evet aslında tuhaf. Torino Kefeni veya Sligoda tanıştığımız kadın gibi.
Sanırım kefenin yerini de biliyorum.
Torino Kefeni 15 milyon Eoruya Armaan alacak.
İşte bu, kefenin olduğu kilisenin mimarisi.
Herkes kefene bakabilir.