Examples of using Khalidin in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Khalidin kutusu masamda.
Khalidin arkadaşları.
Khalidin salıverilmesini onaylayan bir mahkeme kararı.
Ama bence Khalidin adamları bunları yemez.
Seni Khalidin arabasında gördüm.
Bravo, Khalidin takip sinyali doğunuzdaki binadan geliyor.
Bravo, Khalidin takip sinyali doğunuzdaki binadan geliyor.
Molla Khalidin oğlu.
Temizleme ekibi ceset ve Khalidin eşyaları için geliyor.
Öncelikle söyleyeyim ki; Khalidin yerini buldum.
Bu sabah iki çocuk ormanda Yussef Khalidin cesedini bulmuş.
Sana inanırlar mı sence… Khalidin kızına?
Ama adam, Khalidin sağ kolu.
Khalidin yerini öğrenmek istemenin sebebinin ona füze atmak olduğunu söylememiştin.
Öyleyse Khalidin elimizde olduğu bilgisi bizden sızdı bu herifte geri verilmesini istiyor, öyle mi?
Yussef Khalidin, ve kayıp taşların.
Görev planlandığı gibi gitmemesine rağmen Chuck, terörist Hassan Khalidin saklandığı yeri tespit etti.
Galadan sonra VIP odasında… Samantha kendini Orta Doğunun ortasında buldu… filmin yapımcısı Şeyh Khalidin tam karşısında oturdu.
Partiden sonra, VIP odasında Samantha kendini Orta Doğunun ortasında yapımcı Sheikh Khalidin tam karşısında otururken buldu.
Los Angelesda Khalidin bankacılığını yapan Ahmad olduğunu sandığımız bir adam kalp krizi geçirdi.