Examples of using Kitlelerin in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Paramıza yeni diyorlar fakat sahiden kitlelerin ilgisini çekiyor.
Bilirsin, kitlelerin sömürüsü.
Bugün Büyük Biraderin, kitlelerin beynini yıkamada sadece televizyonları kullanmak yerine, bilgisayar oyunlarını kullanarak çok daha etkili olacağına inanıyorum.
Sovyet ajanları tarafından kandırılan kitlelerin devrimci ruhuna İspanyayı Moskovanın sömürgesine dönüştürmek isteyen kötü niyetli
Yanlış düşmanı yenilgiye uğratmıştı. Kitlelerin fark etmediği ve Hitlerin coşkunun ortasında unuttuğu şey şuydu ki.
Yanlış düşmanı yenilgiye uğratmıştı. Kitlelerin fark etmediği
Buradan, kitlelerin içsel psikolojik yaşamlarını yönetecek devasa hükümet programları çıkacaktı.
Kitlelerin içsel duygularını ve korkularını manipüle ederek, soğuk savaş mücadelesinde Amerikalı siyasetçilere yardım edecekti.
Gizli örgütümüz, bunu yalnızca organize edebilir ve kitlelerin isteğini yerine getirmede bir araç görevi görebilir.
Çünkü Bernays, Freudun insan hakkındaki fikirlerini alıp,… kitlelerin manipülasyonu için kullanan ilk kişiydi.
Doktor Naylor bunu, kitlelerin bilgeliğiyle sebeplendirmiş yani aynı şey çirkin suçlar için de yapılabilir.
Ve açıkçası kitlelerin kaprisleri için Vekil şef sorumluluklarından vazgeçmen beni çok şaşırttı doğrusu.
Şimdi burada gördüğün, kitlelerin evrimidir bireylerin evrimi değildir.
Yapılan son tutuklamalar bile rejimin kitlelerin direnişi karşısında korkuya kapıldığını göstermektedir.
Kendiliğindelik ve kitlelerin girişimi iktidarın ele geçirilmesini hedeflemiyorsa her şey kavgaya,
Çeşitli konuların ele alındığı kongrede özellikle anarşist hareketin örgütlülüğü, kitlelerin eğitimi, genel grev
Ve açıkçası kitlelerin kaprisleri için Vekil şef sorumluluklarından vazgeçmen… beni çok şaşırttı doğrusu.
Doktor Naylor bunu, kitlelerin bilgeliğiyle sebeplendirmiş yani aynı şey çirkin suçlar için de yapılabilir.
De Tocqueville, kitlelerin tiranlığı hakkında uyardı… her şeyi en düşük ortak paydaya sürükleyerek.
Ama, benim bakış açımdan kriz öyle bir noktaya gelişti ki, kitlelerin uyanması için eşik değerine geldi.