Examples of using Kokular in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Tertemiz ve hoş kokular sürünmüş şekilde.
Yemek yaparken kokular midemi bulandırdı da.
Biyolojik etkinin gücü kokular.
Duyusal bir şey. Müzik, kokular meltem, mavilik.
Sendika herkesi yanıltmak için etrafa yanlış kokular bırakıyor.
Bıçak kayboldu… buzdolabında… kötü kokular var.
Muhtemelen, bu kokular.
Hem de çok. Güzel kokular, temiz saçlar.
Ama… İskeleyi yabancı askerlerle çevrili görünce burnuma başka kokular geldi.
Rakibim bunu eline geçirirse başka kokular da gelecek.
Kan, her şey… Çığlıklar ve… kokular.
Rakibim bunu eline geçirirse… başka kokular da gelecek.
Buradaki kokular pek değişeceğe benzemiyor.
O kadar leziz kokular geliyordu ki! Kazımızı pişiriyorlardı.
Kazımızı pişiriyorlardı. O kadar leziz kokular geliyordu ki!
Küçük ülkeler büyük kokular yapabilir.
Bu adamlar güzelce yağlanıp kokular sürünerek villaya getirilecekler.
Burnuma ne kokular geldiğini bilmek bile istemezsin.
Kokular hakkındaydı.
Kokular iğrençti.