KUM in English translation

sand
kum
kumsal
kumlu
çöl
dune
kum
kumul
kumsal
gravel
kum
toprak
çakıl
taş
bilgin var mı buradaki toprağın ve çakılın
gravel diye
grit
cesaret
kum
sık
kiltaşı
sıkıp
dayanıklılık göstereceklerdi
litter
çöp
yavru
tahtırevan
kumu
sands
kum
kumsal
kumlu
çöl

Examples of using Kum in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Gözüme kum kaçtı. Dışarısı rüzgârlıydı.
Sands got in my eyes. It was windy outside.
içlerinde kir veya kum var.
there's dirt or grit under them.
Zamanın akıp gitmesini geri çeviremesem de, kum saatini kırabilirim.
Though I cannot draw back the sands of time, I can break the hourglass.
Yong-hun buzlu yola kum döker.
Yong-hun sands the icy road.
Lindanın özel diyetinden sonra inan bana, kum olsa yerim.
After Linda's specialised diet, believe me, I would eat grit.
Kum ve Su.
X02"SAND AND WATER.
Deniz, kum, güneş Paigntonı popüler yapan şeyler.
SEA, SAND AND SUNSHINE MAKE PAIGNTON THE QUEEN OF THE ENGLISH RIVIERA.
Çukurdan çıkan kum, pozitiftir.
THE SAND THAT COMES OUT OF THE HOLE, THAT'S A POSITIVE.
Evimizde değiliz, ama en azından kum yok.
WE'RE NOT AT HOME, BUT AT LEAST THERE'S NO SAND.
Bir kova su ya da kum?
BUCKET OF WATER OR SAND?
Kendilerini kum ve kaktüsle yakıyorlar ve göğüs uçlarına da büyüteç koyuyorlar.
They burn themselves with the sand and the cactus and the magnifying glass on the nipples.
Kum üzerine kurulmuş.
It is built on sand.
Tek yapman gereken saatteki kum bitmeden beni çemberin dışına çıkartmak.
All you have got to do is get me out of this circle before the sand runs out.
Burada kum var.
This is sand.
Bir saat kum fırtınasında dışarıda kaldık.
We been swimming in sand for the past hour.
Aynı zamanda kum armudu, elma armudu ya da papple olarak da bilinir.
Also known as a sand pear, apple pear, papple.
Afgan Kum Kahverengisi, Keçi Derili Sarışın.
Afghan Dirt Brown, Goat Skin Blond.
Kum ise hiç olamayacağı kadar kuru.
The sands were dry as dry.
Toprakta hala kum kalitesi var.
The soil still has a sandy quality.
Kumsaldaki kum dikkatini dağıttı.
You got distracted by sand on a beach.
Results: 3214, Time: 0.0496

Top dictionary queries

Turkish - English