Examples of using Lassiter in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Yönetmen John Lassiter ve ekibi bilgisayarla gölgeler yapar, dinamik bir derinlik katar
Tavşan kulağı gibi bağla, etrafından geçir, yönüne dikkat et-- Oradaki Lassiter.
Yüksek patrik korkusuz Polis çalışmaları ile keşfedilmiş oldu Bir dedektif Carlton Lassiter.
Lassiter dosyasıyla ilgili yeni bir gelişme olmuş
Lassiter, Dan Cooper cinayeti ile ilgili bizi cesede götürecek bir itiraf alabileceğinden emin.
Joseph Lassiter, William A. Sahlman tarafından yayınlanan popüler bir Harvard Business School örnek olay incelemesinin konusudur.
Doğu sokağında yaşayan Rahibe Lassiter, Bledsoe Avenue
kanıt bul, ama bu kez kasabaya sihirli bir yermiş gibi bakma orası Lassiter için sihirli.
Şimdi sen Lassiterin Apaçilere yardım için mi geldiğini söylüyorsun?
Lassiterin neden geldiğini söyleyeceğim.
Bak, Lassiterin ne dediği umurumda değil.
Lassiterin gittiğini biliyorum ama bence.
Neden Lassiteri korkutmaya çalıştığını biliyorum. S.B.P. Dnin baş dedektifi.
Lassiterin çözemediği davayı.
Teşekkürler. Senatör Lassiterin bir konuşma yapmasını önerdim.
Evet. Senatör Lassiterin bir konuşma yapmasını önerdim.
Ve Lassiterden uzak dur.
Lassiterin gittiğini biliyorum ama bence sana bu konuda yardımcı olabilirim.
Pekâlâ Lassiterin son yakaladıklarından başlayalım.
Bugünden önce Lassiterin suratına yumruk atmayı hiç istememiştim.