LIMON in English translation

lemon
limon
limonla
lime
limon
kireç
ıhlamur
limeı
limonla
limón
limon
limon
lemons
limon
limonla
limes
limon
kireç
ıhlamur
limeı
limonla

Examples of using Limon in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Limon, efendim. Adın ne?
What's your name? Limón, sir?
Limon ve Quica, beni Montecasinoya götürecek.
Limon and Quica will take me to Montecasino.
İki limon ve birkac bira.
Of beers, don't forget that. Two limes and a couple.
Limon da yanında.
Limon is driving.
Limon. Yeterince kolaymış.
That's easy enough. Limón.
Aşağıda limon kesiyordum. Ben.
I was cutting limes downstairs.
Limon, sen uğruna savaşılacak bir kadınsın.
Are worth it to fight. You, Limón.
Belki de çok fazla limon yediğimden suyun bile tadı ekşi geliyor.
I ate so many limes that even water tastes sour.
Teşekkürler Limon.
Thank you, Limon.
Autumn, yürü git biraz limon getir.
Autumn, go get some limes.
Teşekkürler, Limon.
Thank you, Limón.
Burası benim şehrim Limon.
This is my city, Limon.
Bombay Sapphire, üç limon.
Bombay Sapphire. three limes.
Teşekkür ederim, Limon.
Thank you, Limón.
İyi bir adamsın Limon.
You're a good man, Limon.
Söğüş et, dondurma, limon.
Cold cuts, ice cream, limes.
Burası benim şehrim Limon.
This is my city, Limón.
İyi bir adamsın Limon.
You're a good man, Limón.
Bize biraz tuz ve limon getir.
Bring us some more salt and limes.
Daha fazla limon lazım.
We need more limes.
Results: 2037, Time: 0.0236

Top dictionary queries

Turkish - English