LEMONS in Turkish translation

['lemənz]
['lemənz]
limon
lemon
lime
limón
külüstürler
old
crock
beat-up
in crates
heap
clunker
hunk of junk
jalopy
rickety
piece of junk
limonları
lemon
lime
limón
limonu
lemon
lime
limón
limonların
lemon
lime
limón

Examples of using Lemons in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Lemons to lemonade, Dembe.
Limonlar limonata yapmak içindir, Dembe.
Long live lemons! Number 7 is loose!
Yedi numara kontrolü kaybetti. Yaşasın külüstürler!
They're Bermuda lemons, sir.
Bermuda limonları efendim.
Actually she's got more lemons in her head than you will ever have.
Aslında kafasında senin asla sahip olamayacağın kadar limonu vardır.
And then I have four rows. So I have four times three lemons.
Dört de sıra varsa, 4 çarpı 3le limonların sayısını bulabiliriz.
Lemons is a tow truck's bread and butter.
Limonlar, bir çekicinin yağı ve ekmeğidir.
How is your grandfather? Long live lemons!
Büyükbaban nasıl? -Yaşasın külüstürler!
They're growing the lemons.
Limonları yetiştiriyorlar.
I like oranges, but I like lemons more.
Portakalı seviyorum, ama limonu daha çok seviyorum.
The King of Lemons Tano D'Amato!
Tano Damato! Limonların Kralı!
Lemons are for the water, cucumbers are for the eyes.
Limonlar su içindir, salatalıklar gözler içindir.
Long live lemons! How is your grandfather?
Büyükbaban nasıl? -Yaşasın külüstürler!
Where he combines oranges and lemons and limes and… Preacher does this thing.
Preacher portakalları, limonları ve misket limonlarını bir araya getiriyor.
Tano D'Amato The King of Lemons.
Tano Damato! Limonların Kralı!
Wild lemons on a purple field.
Mor tarlada yaban limonu.
Plants, fruits, oranges… apples, lemons, limes.
Bitkiler, meyveler, portakallar… elmalar, limonlar, misket limonu.
We should take this as a chance to turn lemons into lemonade.
Bunu limonları limonataya çevirmede fırsat olarak kullanmalıyız.
Okay, just the lemons.
Tamam, sadece limonların.
You should try lemons, for the morning sickness.
Sabah bulantısı için limonu denemelisin.
where there are lemons, where they make demons.
orada limonlar var, orada şeytanlar yapıyorlar.
Results: 506, Time: 0.0489

Top dictionary queries

English - Turkish