Examples of using Limonu in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Herkes meşeyle limonu ayırt etmeli. Ormanda çalışmıştım.
Onlarda da hiç yokmuş. Ne limonu?
Mor tarlada yaban limonu.
Meyer limonu ve erik macunu
Nak yukarıdaydı ama oradan uzanıp aşağıdaki limonu alabildi.
Onlarda da hiç yokmuş. Ne limonu?
Sabah bulantısı için limonu denemelisin.
Kadın servis edilen cin ve limonu bir yudumda mideye indirdi.
Ne istiyorsun? Limonu sıkmam gerekiyor?
Danimarka domuzu ve taze limonu vardı.
Ne istiyorsun? Limonu sıkmam gerek?
Çabuk, Hindistan cevizine limonu katıp fondipleyin!
Sabah bulantısı için limonu denemelisin.
O yüzden meyveyi dışarı çıkaracağım, ve bu limonu keseceğiz.
Çabuk, Hindistan cevizine limonu katıp fondipleyin.
Donunce ben hemen tuzu koyar ve limonu dilimler.
Kafana mı dikeceksin? Hindistan cevizine limonu koyup.
Limonu hindistan cevizine koy.
Limonu sık.
Sanırım, limonu soydum, değişiklik buydu.