MAKINALAR in English translation

machines
makina
alet
makinesi
makine
cihazı
engines
motor
lokomotif
makina
makine
machine
makina
alet
makinesi
makine
cihazı

Examples of using Makinalar in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Fabrikada çalışırken… makinalar bu ritmik sesleri çıkarıyorlar.
And the machines, they make these… rhythms… When I'm working in the factory.
Fabrikada çalışırken… makinalar bu ritmik sesleri çıkarıyorlar.
When I'm working in the factory… and the machines, they make these… rhythms.
Fabrikada çalışırken… makinalar bu ritmik sesleri çıkarıyorlar.
And the machines, they make these… rhythms… in the factory.
Güven bana, makinalar konusunda çok iyiyimdir.
I'm very good with machines. Trust me.
Fabrikada çalışırken… makinalar bu ritmik sesleri çıkarıyorlar.
Rhythms… When I'm working in the factory… and the machines, they make these.
Şu ana kadar makinalar mükemmel çalışıyordu. Anlayamıyorum.
I don't understand. The machines have worked perfectly up till now.
Elektrik ışıkları, makinalar ve bütün o elektrik!
Electric lights, machinery And all that electricity!
Ve tabii makinalar da kapalı? -Herşeyi kilitledik?
Everything's locked up. And the machines are shut off?
Makinalar beni yakaladı!
The machine's got me!
Makinalar yüzünden duymamış olmalıyım.
I must not have heard over the machines.
Onlar hayal eden ve hisseden makinalar.
They're machines that dream and yearn.
Vardığımız sonuç şuydu, sihrin yerini makinalar aldı.
The conclusion that we came to was that magic had been replaced by machinery.
Sahadaki makinalar.
The machinery in the fields.
Bu bahsettiğimiz türden araziler, binalar ve makinalar.
This is kind of that land and buildings and machinery that I talked about.
Kuzeydeki şehirlerde, insanlar güvende… ve makinalar oraya gidemiyor.
And the machines can't go. In the city up north, where the people are safe.
Kuzeydeki şehirlerde, insanlar güvende… ve makinalar oraya gidemiyor.
In the city up north, where the people are safe… And the machines can't go.
Anlayamıyorum. Şu ana kadar makinalar mükemmel çalışıyordu.
The machines have worked perfectly up till now. I don't understand.
Ve bütün o elektrik'' Elektrik ışıkları, makinalar.
Electric lights, machinery And all that electricity!
Aptal makinalar.
Silly machinery.
Güneş enerjisinden yararlanan harika ve büyük makinalar olup, topraktan suyu havadan karbondioksidi alarak bunu kendisi
They are great and beautiful machines, powered by sunlight taking in water from the ground and carbon dioxide from the air
Results: 290, Time: 0.0246

Top dictionary queries

Turkish - English